11. Hukuk Dairesi 2012/9685 E. , 2012/15459 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/03/2011 tarih ve 2010/183-2011/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili adına tescilli tekstil boyama makinelerinde kullanılan "aşağı yukarı hareketli ayarlı düze mekanizması"na ilişkin faydalı model belgesine konu sistemin davalının üretmiş olduğu makinelerde kullanılarak piyasaya sunulduğunu, bunun müvekkiline ait faydalı model hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davacının tecavüzünün ve haksız rekabetinin men'i, 10.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıya ait faydalı model belgesine konu buluşun yeni olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, faydalı model belgesine konu buluşun yeni olmadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik verilen karar Dairemizce "faydalı model belgesi hükümsüz kılınıncaya kadar sahibinin 551 Sayılı KHK'dan kaynaklanan tüm haklardan yararlanacağı, buluşun yeni olmadığı savunmasının ancak açılacak bir hükümsüzlük davasında değerlendirilebileceği"nden bahisle bozulmuş, mahkemece bu kez "davacı adına tescilli faydalı model belgesinin yıllık ücretinin ödenmemesi nedeniyle 21.04.2004 tarihinde hükümsüz kılındığı, bu tarihte davanın derdest olduğu, bozmadan önceki karar tarihine kadar olan dönemde de, davalı yanın hükümsüzlük davası açması halinde talebin konusunun bulunmayacağı, davalının davacı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü talep etme gibi bir zorunlulukla karşı karşıya bırakılmış olmasının Anayasanın hak arama başlıklı 36. ve HUMK'nun hiç kimsenin kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talebe zorlanamayacağına ilişkin 79. maddesine aykırılık teşkil edeceği, belgeye konu ürünü daha önceden üretmesinden dolayı davalının fiilinin faydalı model belgesine tecavüz ve haksız rekabet fiillerini oluşturmayacağı, dolayısıyla maddi manevi tazminat koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle önceki kararda direnilerek davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine; Hukuk Genel Kurulu'nun 16.03.2012 tarih, 2011/11-785 esas, 2012/198 sayılı kararı ile temyize konu kararın gerçek direnme kararı olmadığı, bozmadan esinlenilerek ilk kararda değinilmeyen yeni delillere ve tartışılıp değerlendirilmemiş yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dairemizin 13.04.2010 tarihli ilamında da belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu olan davacı adına tescilli TR 1998/00788 Y sayılı faydalı model belgesi hükümsüz kılınıncaya kadar 551 Sayılı KHK'ye dayalı olarak belge sahibine koruma sağlar. Bu bakımdan hükümsüzlük davasında tartışma konusu yapılabilecek hususların 551 sayılı KHK'nin 166. maddesi delaletiyle aynı KHK'nın 136. vd. maddelerine dayalı olarak açılan işbu davada tartışılması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, somut uyuşmazlık bakımından KHK'nin ön kullanım hakkına ilişkin 77. maddesi koşullarının gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceğinden anılan maddenin de davalı yararına bir hak doğurmasından bahsedilemez. Ne var ki, dosyada mevcut belge itibariyle davacının dayandığı faydalı model belgesinin eldeki davanın açıldığı 27.10.2000 tarihinden sonra ve yargılamanın devamı sırasında 21.04.2004 tarihinde yıllık ücretinin ödenmemesi nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda somut uyuşmazlık bakımından dava konusu faydalı model belgesinin bir hükümsüzlük davasına konu olması mümkün olmamakla birlikte, esasen dava tarihinden faydalı modelin sona erme tarihine kadar da herhangi bir hükümsüzlük davasına konu edilmemiştir. Bu durumda her davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre çözümlenmesi gerekeceğinden dava tarihi itibariyle faydalı model belgesinin geçerli olduğu dikkate alınmak suretiyle delillerin takdiriyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.