10. Hukuk Dairesi 2012/888 E. , 2012/16725 K.
"İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1679-764
Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi Dava dışı işveren adına kayıtlı işyerinde 01.06.1983 günü çalışmaya başladığı yönünde davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesinin yasal hak düşürücü süre içerisinde 21.07.1983 tarihinde davalı Kuruma verildiği, bildirgede yer alan imzanın davacıya ait olmadığı grafolog bilirkişi tarafından saptandığı, iki davacı tanığının, davacının davalı işyerinde çalıştığını teyit ettiği anlaşılmakta olup; davacının, anılan işyerinde 01.06.1983 tarihinde bir gün süreyle hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmanın ve anılan tarihin sigortalılık başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkin davanın, mahkemece yapılan yargılamasında, talep reddedilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirgindir. 506 Sayılı Kanunun 108'inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, bu Kanunun 79'uncu maddesinin onuncu fıkrasına dayalı olan ve “hizmet tespiti davası” olarak nitelendirilen bir görünüm arz etmekte olup, bunun doğal sonucu olarak da söz konusu 1 günlük çalışmanın belirlenmesi talepli davada, hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında haksız ve adaletsiz bir durumun oluşmasına yol açabilecektir. Yöntemince düzenlenerek yasal hak düşürücü süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na verilen sigortalı işe giriş bildirgesi, ilgilinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de, sigortalılığın kabulü açısından kuşkusuz tek başına yeterli kabul edilemez ve bu kapsamda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli başka kanıtlar aranmalıdır. Bu tür 1 günlük sigortalı hizmetin belirlenmesine ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup, mahkemece, tarafların gösterdiği/sunduğu deliller ile, yetinilmemeli, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanının varlığı ortaya konulmalıdır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda; hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemeli; bu cümleden olmak üzere, Mahkemece, öncelikle davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yıla ait olduğu davalı Kurum'dan sorulmalı, davacının çalışmasını bilebilecek durumdaki aynı çevrede iş yeri olan işveren, ya da bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığı yöntemince araştırılmalı, işyerinde tutulması gerekli puantaj kayıtları ve gerekli dosyalar ile, müfettiş raporları olup olmadığı araştırmalı, işyeri çalışanlarından aynı dönemde iş yerinde çalışanların bulunup bulunmadığı saptanmalı ve sigortalının bu işte ne kadar süre ile çalıştığını açıklanarak toplanan kanıtların birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, somut olay incelendiğinde: açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.