10. Hukuk Dairesi 2012/846 E. , 2012/16964 K.
"İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2009/577-2011/794
Davacı, davalılar nezdinde 1991 yılından 2009 yılının mayıs ayına kadar aralıksız çalıştığını iddia ile, bu süreler arasında geçen çalışmalarının davalılar tarafından kuruma eksik bildirilen sürelerin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne; davacının ... ve SGK Başkanlığı'na karşı açtığı davanın süre yönünden kabulü ile, 15/06/1995-31/05/2009 döneminde kuruma bildirilen 45 günün dışında ilave 4381 gün davalı ...'a ait işyerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalı ... Başkanlığı avukatı ile, davalılardan ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davaya konu somut olayda; Mahkemece, davacının iddiası, bir kısım süreler yönünden sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu tür davalarda davalının davayı kabul etmesinin dahi mahkemenin araştırma ve inceleme yükümlülüğü bakımından etkisinin olmayacağı, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların kayıtlı olup olmadıklarının usulünce tespit edilmesi ve ayrıca davacının çalışmalarını bilebilecek aynı yöredeki komşu işyeri tanıklarının ve bu işyerlerinde bordrolu çalışanların emniyet araştırması ile tespit edilmesi ve buna göre, davalı ile ilişkisinin tam olarak belirlendikten sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve yeterli araştırma yapılmaksızın, karar verilmesi isabetiz görülmüştür. Mahkemece, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan ve davacıya yapılan ödemeler ile ilgili belgeler işverenden getirtildikten sonra, davacının çalışmasının sürekli olup olmadığı, çalıştığını iddia ettiği bahçe içerisinde mi yoksa başka bir yerde mi ikamet ettiğinin saptanması, bu kapsamda ikametgahının sorulması, davalıya ait olduğu anlaşılan bahçenin bekçilik işine elverişli olup olmadığının tespiti, davacının eşinin de davası olduğu anlaşılmakla, bu dava dosyasının da getirtilmesi, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulması; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, bahçenin kapasitesi ve niteliğinin nazara alınması, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... ve ...'a iadesine, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.