11. Hukuk Dairesi 2011/9748 E. , 2012/16465 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.04.2011 tarih ve 2009/139-2011/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin kredi borcuna karşılık 3 adet çeki ciro ederek davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın dava konusu çekleri süresi içinde işleme koymadığını, müvekkilinin dava konusu çek borçluları aleyhine çeklere dayalı olarak kambiyo senedine dayalı icra takibi yapma hakkının engellendiğini ve müvekkilinin çek bedellerini tahsil edemediğini ileri sürerek çek bedellerinin 8000 TL'sinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini çek bedelleri toplamı 18.000 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, dava konusu çeklerin davacının müvekkiline olan kredi borcuna mahsuben verildiğini, dava konusu çeklerden birisinin karşılıksız çıktığını, diğere ikisinin de tahrifat olduğu gerekçesiyle işleme alınmadığını, müvekkilini kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının dava konusu çeklerden dolayı bir zararının doğması için çek borçlularına karşı tüm hukuki yolların denenmiş ve alacağını alamamış olması ve bundan sonra bankaya yönelmesi gerektiği, davacının çek borçlularına karşı hukuki yolları tüketmeden davalı bankaya başvurma hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir. 1) Davalı vekilince düzenlenen temyiz dilekçesi hakime havale ettirilmiş ise de, temyiz defterine kaydettirilmediği görüldüğü gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt Ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.5.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri Hakkında da HUMK`nun 434/3. maddesinde öngöülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK’nın uygulanması gerekmemektedir. Anılan davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4. madde hükmü uyarınca REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 90,00 TL temyiz başvuru harcının ve 21,15 TL temyiz ilam harcının davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.