6. Hukuk Dairesi 2012/5819 E. , 2012/11927 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Sözleşmenin ifası Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kat mülkiyeti yönetim planının iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira sözleşmesi gereğince imar ve tadilat için hakimden izin talebi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili,dava dilekçesinde,davacının davalıya ait taşınmazın kiracısı olduğunu ve bu yerde akaryakıt satış işi yapıldığını,eski malik ile The Shell Company of Turkey Limited arasında imzalanan 1992 tarihli kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, davacının sözleşmeye taraf olmamasına rağmen önceki kiracının haklarını temellük ettiği için sözleşmede tanınan haklardan faydalanması gerektiğini, taşınmaz üzerinde halen akaryakıt satış istasyonunun faaliyet gösterdiğini ancak davacının imar yasası uyarınca belediyeye yapılacak müracaatların malik ya da malikin özel yetki verdiği kiracısı olmadığından bu işlemleri gerçekleştiremediğini, LPG tesisi ve satışı için yapılacak imar tadilatının taşınmazın değerini arttırıcı nitelikte ve malikin menfaatine olduğunu ancak davalı tarafından yetki verilmediğini belirterek davanın kabulü ile LPG satışı için imar tadilatı yetkisi verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesinde,öncelikle davaya bakmakla görevli mahkemenin Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olup mahkemenin görevsiz olduğunu, davalı şirketin 24.05.2007 tarihinde davaya konu taşınmazı satın alarak malik sıfatı kazandığını, davaya konu taşınmazın eski malikleri tarafından Shell Company Of Turkey Limited'e 1992 tarihinde kiralandığını ve tapuya şerh verildiğini, söz konusu kira sözleşmesi ile tesis edilen kiracılık haklarının 25.01.2005 tarihinde davacı şirkete geçtiğini, davacı tarafın anılan davada hukuki yararının bulunmadığını, konuyla ilgili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/30 E sayılı dosyası ile kira sözleşmesinin iptaline yönelik açılan davanın sonucunun beklenmesinin gerektiğini,davacının bu davayı kötü niyetli olarak açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Kiralananın önceki malikleri ile dava dışı “Shell Company Of Turkey Limited” arasında 1.1.1992 başlangıç tarihli ve 20 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşmenin tapuya şerh edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının,25.1.2005 tarihi itibariyle kira sözleşmesindeki kiracılık haklarını devraldığı ve bu durumun tapuya şerh edildiği, davalının da taşınmazın yeni maliki olduğu,kiralananda 1.1.1992 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kararlaştırıldığı gibi akaryakıt satış işi yapıldığı ancak, davacının bu yerde akaryakıt satışı yanında LPG istasyonu kurup işletmek istediği, LPG istasyonu kurulabilmesi yönünden gereken imar ve tadilatlar için müracaatların malik ya da malikin özel yetki verdiği kiracısı tarafından yapılabileceği,davalıdan talep edilmesine rağmen davalının gerekli izinleri vermediği,bu nedenle davacının hakimin sözleşmeye müdahalesini ve LPG istasyonu açılıp işletilmesi için gereken izinlerin “Hakim” tarafından verilmesini talep etmiş olduğu görülmüştür. ./..
Genel olarak kişiler,özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenleyebilirler. Sözleşme serbestisinin istisnasını sözleşme yapma mecburiyeti oluşturur. Sözleşmede taraflardan birinin borcunu oluşturan edimin tekel niteliğinde olması hali ya da kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan aynen ifayı talep hakkı sözkonusu ise Hakim'in sözleşmeye müdahalesinden sözedilebilir (Hukuk Genel Kurulunun 22.2.2012 gün ve E:2011/11-693, K:1977/480 sayılı ilamı). Somut olayda davacının hâkimden sözleşmeye müdahale istediği konu, sözleşme ile davalı tarafa yüklenen bir edim olmadığı gibi, bu konuda davalıyı ifaya zorlayacak bir yasa hükmü de yoktur. Sözleşmede talep hakkında bir hüküm olsaydı bile bu edim tekel niteliğinde olmadığından davacı davalıyı ifaya zorlamak için hâkimden yardım isteyemeyecek ancak, sözleşmenin feshi ya da tazminat istemekle yetinecekti. Borçlar Kanunu'nun 249 vd. Maddelerine göre konu incelendiğinde, kiralayanın, kiralananı sözleşmenin amacına uygun surette kullanmaya elverişli bir şekilde teslime ve sözleşme boyunca bu şekilde bulundurmaya mecbur olduğu görülecektir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 1.1.1992 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiralananın ne için kullanılacağı bölümüne, “akaryakıt satış, yıkama ve yağlama istasyonu olarak kullanılması, benzin, motorin, madeni yağlar, gresler, Shell müstahzarları ve petrolden elde edilen her türlü kimyevi maddeler ile oto levazımatının satılması, motorlu araçlara servis ve Shell'in arzu edeceği sair işlerin yapılması için” kullanılacağı yazılmıştır. Kiralananın kiralama amacı açıkça “akaryakıt satış işi” olarak kararlaştırılmıştır. Davalının,davacı kiracının akaryakıt satış işi yapmasını engelleyen tutum ve davranışı olduğu iddia edilmemiştir. Bu durumda davalının BK'nun 249 vd. maddelerine aykırı olarak edimini yerine getirmediğinden söz edilemez. Davacı,kira sözleşmesinde açıkça düzenlenen “ akaryakıt satış işi” yanında bu yerde LPG istasyonu açıp işletmek de istemektedir. LPG istasyonu açmak ve işletmeye ilişkin kira sözleşmesinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla kiralananda yapılmasına izin verilen işler arasında LPG istasyonu açıp işletmenin de bulunduğundan söz edilemez. LPG istasyonu açıp işletmek,taraflara ve özellikle davalıya akaryakıt istasyonu açıp işletmekten daha farklı riskler,sorumluluklar yükleyebilir. Kimse aleyhine sonuç doğurabilecek iş ve işlemler yapmaya zorlanamaz. Davalının LPG istasyonu açmak için gereken imar ve tadilata izin vermemesi kiralayanın (mal sahibi) edimini yerine getirmediği anlamına gelmez. Kaldı ki bu edim tekel niteliğinde de değildir. Bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
GBC