Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

17. Hukuk Dairesi 2012/1762 E. 2012/9670 K.

Yargıtay 2012-09-20 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/1762 E. , 2012/9670 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline kasko sigortalı aracın davalılardan ...’in maliki, ...’ün sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirterek sigortalısına ödediği 7.758,16 TL hasar tutarının tazmini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili kusur oranı ile tazminat miktarına itiraz edip müvekkilinin alkollü olmadığına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı kararı olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre davacının kasko sözleşmesi sigortalısına ödediği tazminat miktarının sorumluluğunu davalının trafik sigortacısı olarak üzerine aldığından ve davalıya karşı zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limiti üzerinde ödeme yapmadığından ve bu durumda davacının davalıya başvuru hakkı bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigortasına dayalı rücuan tazminat isteminden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece, her ne kadar davacının aynı zamanda davalı aracının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olması sebebiyle alacaklı ve borçlu sıfatının davacıda birleştiği, davacının talebinin olay tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigortası limiti içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dosya kapsamına göre davalı araç sürücüsü- nün olay anında 0,54 promil alkollü olması sebebiyle olayın münhasıran davalı sürücüsünün alkollü olması sonucu meydana gelmesi halinde davacı ... zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinden dolayı 3.kişi aracında meydana gelen hasardan sorumlu olmayacaktır. 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda, davalı araç sürücüsü bilirkişi raporuna göre kaza anında 0,54 promil alkollü olarak araç kullanırken davalıya kasko sigortalı araca çarparak hasar vermiştir. Ancak, yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Dosya arasında bulunan 01. 07.2011 tarihli bilirkişi raporunda sürücüdeki alkol oranının dikkat azalması, koordinasyon ve muhakeme bozukluğu, reflekslerde yavaşlama ve kontrol güçlüğüne yol açacak düzeyde olduğu belirtilmiş ancak kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği bildirilmemiştir. Bu konuda mahkemece alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 2 nöroloji ve 1 trafik uzman bilirkişisinden oluşacak bilirkişi kurulundan, davalı araç sürücüsünün olay anından hemen önce bıçakla yaralanan arkadaşını hastaneye yetiştirmek için aracı süratli olarak kullandığı da nazara alınarak olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerek- çeli ve denetime elverişli rapor alınarak, kazanın gerçekleşmesinde münhasıran alkolün etkisinin olmadığının tespiti halinde davacının talebi olan 7.758,16 TL’nin, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi limiti olan 15.000,00 TL’nin altında bulunması nedeniyle davanın reddine, alkolün etkisinin münhasıran olduğunun anlaşılması halinde ise yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.