10. Hukuk Dairesi 2011/15591 E. , 2012/16111 K.
"İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 634-349
Davacı, 02.06.2011 tarihli duruşma sırasında verdiği beyanı ile talebini daraltarak davalı ... Çelik Yapı İnşaat San. Ve Tic. Aş.’nin halen sahibi olduğu ... Traktör Fabrikasında 01.05.1982 tarihinde bir gün süreyle çalışmış olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile Davacının davalı işveren yanında 01.05.1982 tarihinde sigortalı bir işte çalışmaya başlamış olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir. 02.02.1965 doğum tarihli davacı, dava dilekçesinde davasını davalı şirket nezdinde 01.05.1982- 05.08.1982 tarihleri arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini talep etmiş ise de; 02.06.2011 tarihli celsedeki beyanı ile 01.05.1982 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece, işe giriş bildirgesi ile dinlenen davacı tanıklarının beyanları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin YHGK’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 E -2011/366 K sayılı, 21.09.2011 günlü ve 2011/527 E-2011/552 K sayılı ilamları gözetildiğinde eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. YHGK’nun belirtilen ilamlarında da bahsedildiği üzere, 506 sayılı Kanunun 108.maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2.maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir. Bu nedenledir ki, somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Kanunun 79.maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumu çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17.maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8.maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60.maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir. Bunun için de bu tür davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalı, gereğinde komşu işyerlerinde çalışanlarının bilgilerine de başvurularak gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır. Davaya konu somut olayda; davacı adına verilen 01.05.1982 tarih,16.07.1982 varide tarihli ve yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davacı tarafından imzalandığı tespit edilen bir İşe Giriş Bildirgesi aslı mevcut ise de, bu işe giriş bildirgesi üzerinde yer alan işyeri numarasının davalı şirketlere ait olup olmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi, işe giriş bildirgesi altında kaşesi ile belirgin olan işverenin davalılar dışında ... Çelik Konstrüksiyon San ve Tic. AŞ. Olduğu ve bu şirketin faal olup olmadığı, işyeri faaliyetine ilişkin gerekli ve yeterli bilgi ve belgelerin, bu kapsamda davacıya ait işyeri kayıtlarının olup olmadığı, müfettiş raporlarının bulunup bulunmadığının davalı kurumdan sorulmaksızın ve bu şirketin davalı şirketler ile aralarında herhangi bir organik bağ olup olmadığının araştırılması, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğunun belirlenmesi, buna göre öncelikle doğru işverene husumet yöneltildikten sonra işverenden ücret bordrolarının sağlıklı biçimde temin edilmesi; sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığının; aynı dönemde iş yerinde çalışanların bulunup bulunmadığının saptanması; gerektiğinde komşu işyerlerinden o tarihte faaliyette bulunanlar ile bunların çalışanlarının, davacının birlikte çalıştığı kişilerin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması; bu kapsamda dinlenen davacı tanıklarının işe giriş bildirgesi üzerinde adı geçen şirket ile herhangi bir ilişkilerinin olup olmadığının ve giderek gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konulması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, 2-) Mahkemelerce verilen hükümlerin Hukuk Muhakemeleri Yasasının 294 ve 297. maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi…” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekli olup, Mahkemece verilen hükümde husumetin birden fazla davalıya yöneltilmiş olması karşısında hangi davalı şirketin hangi işyerinde çalışmanın tespit edildiği hususunda infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. 3-) Kabule göre de; 02.02.1965 doğumlu davacının, 01.05.1982 tarihinde henüz 18 yaşının doldurmamış olduğu, buna göre de; 506 sayılı Yasanın 60/G maddesinde yer alan, “18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dâhil edilir.” düzenlemesi karşısında; aynı Yasanın Geçici 54. maddesi uyarınca 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan davacı sigortalının; 18 yaşını ikmal ettiği tarihten önceye ilişkin tespite konu sigortalılığının bu çevrede değerlendirilmesi gereğinin hükümde gözetilmemiş olması isabetsizdir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... Holding A.Ş. ve ... Çelik Yapı İnş.San. ve Tic.A.Ş.'ye iadesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.