Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

21. Hukuk Dairesi - E. 2012/14603 K.

Yargıtay 2012-09-13 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

21. Hukuk Dairesi 2012/13182 E. , 2012/14603 K. İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜMDEN DOĞAN MADDI VE MANEVI TAZMINAT TÜRK BORÇLAR KANUNU’NUN YÜRÜRLÜĞE GIRMESI RÜCU EDILMEYEN SOSYAL GÜVENLIK ÖDEMELERI

SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) (506) Madde 10

SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) (506) Madde 26

TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 55

"İçtihat Metni"ÖZET: KISMEN VEYA TAMAMEN RÜCU EDİLEMEYEN SOSYAL GÜ­VENLİK ÖDEMELERİ İLE İFA AMACINI TAŞIMAYAN ÖDEMELER, İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜMDEN DOĞAN ZARARLARIN BELİRLENMESİNDE GÖZETİLEMEZ; ZARAR VEYA TAZMİNATTAN İNDİRİLEMEZ. TÜRK BORÇLAR KANUNU’NUN KAMU DÜZENİNE VE GENEL AHLAKA İLİŞKİN KURALLARI GERÇEKLEŞTİ­RİLDİĞİ TARİHE BAKILMAKSIZIN BÜTÜN FİİL VE İŞLEMLERE UYGULANIR. KURUMCA BAĞLANAN GELİRLERİN PEŞİN SERMAYE DEĞERİNİN VE GEÇİCİ İŞGÖREMEZLİK ÖDENEKLERİNİN ZARARDAN İNDİRİLMESİ KAMU DÜZENİNE İLİŞKİNDİR.

DAVAYA KONU İŞ KAZASI 5510 SAYILI KANUN’UN YÜRÜRLÜK TARİHİNDEN ÖNCE MEYDANA GELDİĞİNDEN, KURUMCA RÜCU EDİLEBİLEN PEŞİN DEĞER 506 SAYILI KANUN’A GÖRE BELİRLENMELİDİR. İŞVERENİN SORUMLULUK HALİ, KENDİSİNİN ZAMANINDA BİLDİRİMDE BULUNMAMA­SINDAN KAYNAKLANDIĞINDAN, HİÇ KİMSE KENDİ KUSURUNDAN YARAR­LANAMAYACAĞINDAN, BU HALDE RÜCU EDİLEBİLEN MİKTAR KADAR İN­DİRİM YAPILMASI GEREKİR. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN İPTAL KARARI İLE RÜCU DAVASINDA, İLK PEŞİN DEĞERLİ GELİRİN TAZMİN SORUMLULARININ KUSURUNA İSABET EDEN MİKTARLA SINIRLI ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASI GEREKİR. İPTAL KARARININ GEREKÇESİNDE AÇIKÇA GELİRLERDE MEYDANA GELEN ARTIŞLARIN İSTENEMEYECEĞİ BELİRTİLMİŞTİR. BU DURUMDA, KU­RUMCA BAĞLANAN GELİRLERİN İLK PEŞİN DEĞERİNİN VE GEÇİCİ İŞ­GÖREMEZLİK MİKTARININ RÜCU EDİLEBİLECEK KISMININ HESAPLANARAK, BİLİRKİŞİ RAPORUNDA BELİRLENEN ZARAR TUTARINDAN İNDİRİLMESİ GE­REKİR.

Davacı, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz is­teğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşa­ğıdaki karar tespit edildi.

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı işverenin tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, (iş kazası) sonucu (ölüm) nedeniyle (maddi ve manevi taz­minat istemine ilişkindir.

Mahkemece, Dairemizin önceki uygulamalarına göre maddi zararın be­lirlenmesi sırasında, Kurumca bağlanan gelirlerin en son peşin değeri düşü­lerek sonuca gidildiği görülmektedir.

Davanın bu yönüyle yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Kanun’un 55. mad­desinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazmi­nattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

Adalet Komisyonu’nun 55. madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçı­nılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan ge­lirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik öde­meleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”

Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uy­gulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun’un 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”. Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının ko­runması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun’un 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.

Davaya konu iş kazası (meslek hastalığı), 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce meydana geldiğinden, Kurumca rücu edilebilen peşin değer 506 sayılı Kanun’un 26. maddesine göre belirlenmelidir. İşverenin 506 sayılı Kanun’un 10. maddesine dayanan sorumluluk hali, kendisinin zamanında bildirimde bulunmamasından kaynaklandığından, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamayacağından, bu halde dahi 26. maddeye göre rücu edilebilen miktar kadar indirim yapılması gerekecektir.

Anayasa Mahkemesi’nin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Ga­zete’de yayınlanan 23.11.2006 gün ve E: 2003/10, K: 2006/106 sayılı Kararı ile 26. maddedeki “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden iste­yebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün Anayasa’ya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir. 26. maddedeki anılan cümlenin iptali ile Kurumun rücu hakkının yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması kar­şısında, rücu davasında, ilk peşin değerli gelirin tazmin sorumlularının ku­suruna isabet eden miktarla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçesinde, açıkça gelirlerde meydana gelen artışların istenemeyeceği belirtilmiştir.

Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra 26. mad­deye dayanılarak açılan rücu davalarında artışlar istenemeyeceğine göre, böyle bir ibare bulunmayan 10. maddeye dayanan rücu davalarında da ge­lirlerdeki artışların istenemeyeceği açıktır. HGK 19.03.2008 gün ve 2008/10-254 E.-2008/266 K. sayılı Kararı da bu yöndedir.

Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin (ve geçici işgöremezlik ödeneği miktarının) rücu edile­bilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla indirim yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde davacının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

S o n u ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BO­ZULMASINA), temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 13.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.