Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

6. Hukuk Dairesi 2012/5182 E. 2012/9879 K.

Yargıtay 2012-07-02 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

6. Hukuk Dairesi 2012/5182 E. , 2012/9879 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 12 çift bilezik ile 1 adet altın kolye bedeli 14.000-TL'nin tahsili istemine ilişkindir. Islah dilekçesi ile 16.998-TL bedelin tahsili istenmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne 1.808 TL ziynet eşyası bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde tarafların fiilen ayrılmadan önce düğünde davacıya takılan 12 çift altın bilezik ile bir adet altın setin değerinin 14.000-TL olduğunu, bu takıların arsa alınacağı bahanesi ile davacının elinden alındığını, geri verilmediğini, bu nedenlerle davacını elinden alınan davacıya ait 12 çift bilezik ve 1 adet altın kolye bedeli toplam 14.000 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı ise düğünde 6 çift çöp bilezik, bir tek çöp bilezik, yine 1 adet 22 ayar altın set ile 3 adet çeyrek altın takıldığını, bunlardan 2 çift bileziği düğünden 4 ay sonra davacının rızası ile evin ihtiyacı için bozdurduklarını ve kendisine imkan olduğunda tekrar bu 2 çift bileziği iade edeceğini söylediğini, ancak bugüne kadar böyle bir imkan bulup iade edemediğini, bunun dışında düğünde başka bir ziynet eşyası takılmadığını, eşinin tüm altın takıları boşanırken alıp gittiğini, kendisinde altın kalmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, reddedilen dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Olayda, davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, mahkemece reddedilen ziynetlerin cins ve miktarı ile elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.