Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

6. Hukuk Dairesi 2012/4312 E. 2012/10441 K.

Yargıtay 2012-07-10 Yüksek mahkeme 2 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

6. Hukuk Dairesi 2012/4312 E. , 2012/10441 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, akde aykırılık sebebiyle kiralananın tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde ihale ile belirlediği dağıtım firmaları ile yapacağı bayilik sözleşmesi gereğince, anlaşma yaptığı dağıtım firmasının ürünlerinin kiralananda kiracı tarafından satışa sunulması gerekirken, davalı kiracının, dağıtım firmasını kendisinin belirleyerek ... Petrol ve TAŞ. ile dağıtım sözleşmesi yaparak bu firmanın ürünlerini satmaya başladığını, akde aykırı davrandığını ve süreli ihtara rağmende aykırılığın devam ettiğini belirterek, davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davalı vekili, davaya konu edilen akde aykırılık iddiasının, bizzat kiralananın kullanımı ile ilgili olmadığını, davacının akaryakıt dağıtım şirketini tayin etme hakkının bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının sözleşmenin 7 ve 15. maddeleri ile diğer hükümlerine aykırı hareket ettiğinden bahisle kiralananın tahliyesine karar verilmiştir. Mülkiyeti davacıya ait benzin istasyonunun taraflar arasında düzenlenen 19.01.1983 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, üç yıl süreli işletme sözleşmesi ile ... Akaryakıt ve benzin istasyonunun tüm tesisat ve demirbaşları ile, akaryakıt ve servis istasyonunun müştemilatı ile birlikte davalıya kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesinin varlığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, petrol istasyonunda, davacının izni olmadan, dağıtım firmasının davacı tarafça belirlenmesine izin verilmeden, davalı tarafın tek taraflı olarak belirlediği ve anlaşma yaptığı dağıtım fırmalarının ürünlerinin, satışının yapılmasının sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilip, değerlendirilemeyeceği hususundadır. Taraflar arasındaki işletme sözleşmesi 27 maddeden oluşmakta olup sözleşmenin bu maddelerinde ise kiralayan davacının, dağıtım firmalarını tek taraflı olarak belirlemesi ve belirlenen dağıtım firmalarının ürünlerinin, kiracı tarafından kiralananda satılması gerektiğinin taraflarca kararlaştırılmadığı görülmektedir. Bu hususta sözleşmede düzenlenmiş özel bir şart bulunmamaktadır. Taraflar, imzalanan yazılı işletme sözleşmesine dayalı olarak edimlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Davacı, diğer petrol istasyonlarındaki uygulamalarının ticari teamül oluştuğundan bahisle davalıdan da aynı edimlerin yerine getirilmesini isteyemez. Sözleşmenin 7. maddesinde; kiralananın 3.kişilere devir edilemeyeceği ve istifadelerine terk edilemeyeceği 15. maddesinde ise; işletmecinin, kiralayananın menfaat ve itibarını haleldar edecek herhangi bir hareket ve muamelede bulunamayacağını taahhüt ettiği görülmektedir. Mahkemece, davacının iddia ettiği akde aykırılık olgusunun sözleşmenin bu iki maddesi içerisinde değerlendirilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca Borçlar Kanunu'nun 256. maddesine göre de akde aykırılık olgusunun gerçekleşebilmesi için bu eylemin, kiralananın kullanımıyla ilgili olması zorunludur. İddia edilen olgu, kiralananın kullanımından kaynaklanmamaktadır. Ayrıca dosyada mevcut ve kesinleşen Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/39 Esas - 143 Karar sayılı, davalı kiracı tarafından davacı kiralayan aleyhine açılan ve red kararı ile neticelenen muarazanın men'i davasının da, bu dava için delil niteliğini taşıdığı da kabul edilemez. Tüm bu açıklanan hususlar karşısında, akde aykırılık olgusunun gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.