Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

18. Hukuk Dairesi 2012/6000 E. 2012/7719 K.

Yargıtay 2012-06-21 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/6000 E. , 2012/7719 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, taşınmaz ortaklığının satış yoluyla giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Mahkemece davalı vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olmadığından reddine karar verilmesi üzerine davalı vekili bu ret kararını da temyiz etmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekilinin temyiz dilekçesi davalı vekiline 30.11.2011 günü tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesi 05.12.2011 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Bu durumda HUMK'nun 433.maddesi hükmünde öngörülen 10 günlük cevapla temyiz süresi geçmemiş olup mahkemece davalı tarafın temyiz isteminin süreden reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden; mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 05.12.2011 gün ve 2008/1786 Esas 2011/293 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilip, taraf vekillerinin asıl davaya ilişkin temyizleri doğrultusunda yapılan incelemede; Dosyada toplanan bilgi ve belgelere, özellikle belediye başkanlığının yazıları ve bilirkişi raporu içeriği ile yasal gerektirici nedenlere göre aynen paylaştırılması ya da kat mülkiyeti kurulması olanaksız bulunan dava konusu taşınmazın satılması yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak; 1-Giresun 2.Asliye Hukuk Mahkemesince 12.03.2010 tarih ve 2009/250 Esas 2010/82 Karar sayı ile verilen davaya konu "656 ada 87 parsel üzerinde bulunan binanın 1.katının (zemin kat) davacı ...'ün olduğunun tespitine'' ilişkin kesinleşen karar bulunmaktadır. Ayrıca dosya içinde mevcut 24.02.2009 tarihli cevap dilekçesi ile davalının, yargılama tutanaklarına geçirilen beyanları ile de davacı tarafın, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın zemin katının davalıya, birinci katının ise davacıya aidiyeti konusunda ittifak ettikleri de anlaşılmaktadır. Tapu kaydına göre zeminde davacı 3/4, davalı ise 1/4 pay sahibidir. Mahkemece, taşınmaz ortaklığının satış yoluyla giderilmesi, üzerinde bulunan binanın zemin katının davalı ...'e ait olduğu hususunun taksim sırasında satış memurluğunca dikkate alınması yönünde hüküm kurulmuştur. Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde yapı vs. gibi muhtesat dava tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Medeni Yasasının 619. (4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684.) maddesi uyarınca arzın bütünleyici parçaları sayıldığından arz ile birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhtesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri belirlenir. Bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır. Bulunan tüm değer muhtesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhtesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımında bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza isabet eden kısmın da payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerekirken açıklanan bu husuları açık bir şekilde göstermeyen bilirkişi raporuna itibarla ve infaz da duraksamaya yol açacak ve zorluk yaratacak biçimde zemin katın davalıya ait olduğu hususunun taksim sırasında satış memurluğunca dikkate alınmasına şeklinde hüküm kurulması ile yetinilmesi, 2-Davada kendisini vekille temsil ettirmiş olan davacı ve davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesi, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.