6. Hukuk Dairesi 2012/5753 E. , 2012/9308 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye - Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı şirketin Spor Kulübü ile yapılan 07.11.2009 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi ile yıllık 45.000 TL karşılığında kiracı olarak bulunduğunu, davalının ilk 6 aylık kirasını peşin ödediği halde 07.05.2010 tarihinde ödemesi gereken 6 aylık kira bedelini ödemediğinden bahisle 12.05.2010 tarihinde süreli ihtar keşide edildiğini, ihtarın davalıya 13.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği halde ödemede bulunmadığından, kiralananın temerrüt nedeniyle tahliyesini ve 22.500 TL kira bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı ise ... Spor Kulübü ile yapılmış olan sözleşmenin geçersiz olduğunu, kiralanan yer üzerinde tasarruf hakkı sahibi olan ... Defterdarlığı Kayyım Bürosu Başkanlığı ile yapılmış olan 01.09.2010 tarihli 1 yıl süreli aylık 2100 TL bedelli kira sözleşmesi ile davacı ile aralarındaki sözleşmenin tamamen ortadan kalktığını, kiralanan yer üzerinde tasarruf sahibinin ... Defterdarlığı Kayyım Bürosu Başkanlığı olduğunu, davacı ... Kulübünün taşınmazı kiraya verme yetkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davaya dayanak yapılan 07.11.2009 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli sözleşme davacı ... ile davalı şirket arasında düzenlenmiştir. Kira sözleşmesi yapan kiralayanın mutlaka malik olması gerekmez. Taraflar arasında düzenlenen 07.11.2009 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli sözleşme iptal edilmeyip hala geçerliliğini muhafaza etmekte olduğundan sözleşme hükümleri tarafları bağlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.03.2004 gün ve 2004/6-197-2004/186 sayılı ilamında da benimsenen Dairemiz uygulamalarına göre Kiralayan tarafından süreli ihtar gönderilip ödenmeyen kira bedeli istendiği ve davalı tarafından da dosyaya verilen cevap dilekçesinde, ihtara konu aylar kirasının ... Defterdarlığı Kayyım Bürosu Başkanlığı'na ödendiği için davacıya ödenmediği anlaşıldığından temerrüt oluşmuştur. Bu nedenle alacağın tahsili ile kiralananın tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın red edilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.06.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (M) KARŞI OY YAZISI Dava, temerrüt nedeniyle tahliye ve alacak davasıdır. Davacı, davalının altı aylık kira parasını temerrüt ihtarına rağmen ödemediğinden, tahliyesini ve alacağın tahsilini istemiştir. Davalı, davacıyla yapılan kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu, asıl hak sahibine kayyım atanan ... Defterdarlığı ile yeni kira sözleşmesi yapıldığını, davacının kiraya verme yetkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında ilkin, 07.11.2009 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi yapılmıştır. Daha sonra davalı kiracı ile dava dışı kayyım arasında 01.09.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı ilk sözleşmenin, davalı ise ikinci sözleşmenin geçerli olduğunu iddia etmektedir. Uyuşmazlığın çözümü hangi sözleşmenin geçerli olduğunun tesbitine bağlıdır. Bunun için olayların kronolojik gelişmesine bakılmasında yarar görülmüştür. Davacı taşınmazın maliki değildir. Malikin vekili de değildir. Tapu kaydına göre malik, Suudi Arabistan uyruklu kişilerdir. Kimlikleri ve nerede oldukları belli olmadığından Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2001/892 Esas sayılı dosyası ile, ... Defterdarı taşınmazın idaresi ve gerektiğinde kiraya verilmesi için kayyım olarak atanmıştır. Davacı taşınmaza ... Belediyesinin tahsis kararıyla 7 Haziran 1991 tarihinde zilyet olmuştur. Tahsis süresi 20 yıl olarak belirlenmiştir. Ancak, tahsis kararı aynı belediyenin 23.01.1996 tarih ve 16/20 sayılı Encümen kararı ile iptal edilmiştir. Bu tarih itibariyle herhangi bir sözleşme mevcut olmadığı da anlaşılmıştır. Başka bir ifade ile 23.01.1996 tarihli iptal kararıyla, davacının taşınmaz üzerindeki hakka dayalı zilyetliği sona ermiş eylemli zilyet durumuna gelmiştir. Bu açıklamalardan sonra, somut olayımıza dönersek, davacı eylemli zilyetliğine dayalı olarak davalı ile 07.11.2009 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi yapmıştır. Bu durumdan haberdar olan kayyım sözleşmeye icazet vermemiş, tersine davalı kiracıya ecrimisil ihtarnamesi göndererek ecrimisil ödettirmiştir. Bunun üzerine davalı ile kayyım arasında 01.09.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Öğretide ve Yargıtay İçtihatlarında açıklandığı üzere, kiralayanın malik olması gerekmez. Başkasına ait bir taşınmaza ilişkin kira sözleşmesi yapılabilir. Böyle bir sözleşme hukuk düzenince geçerli olur. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında, bir kimsenin, başkasına ait olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu bir taşınmazı kendi malı imiş gibi kiraya verip kira paralarını tahsil etmesinin, Borçlar Kanununun 414. maddesi kapsamında bir vekaletsiz iş görme olduğu açıkca belirtilmiştir. Vekaletsiz iş görme, iş sahibinin bilgisi dışında gerçekleşen bir olgudur. İş sahibi vekaletsiz iş görenin bu işine icazet verdiği takdirde, Borçlar Kanununun 415. maddesine göre, iş gören ile kendi arasında vekalet hükümleri geçerli olur. İcazet verilmemesi halinde, iş sahibinin, kendisi adına vekaletsiz olarak görülen işin hukuksal sonuçlarıyla bağlı tutulması düşünülemez. Mahkeme tarafından kayyım olarak atanan ... Defterdarının malik, hak ve yetkilerine sahip olduğu tartışmasızdır. Davacı vekaletsiz iş görme hükümlerine göre, dava konusu taşınmazı davalıya kiralamıştır. Bundan haberdar olan kayyım sözleşmeye icazet vermemiş, önce kiracıdan ecrimisil istemiş, daha sonrada kira sözleşmesi imzalamıştır. Bu durumda vekaletsiz iş görme hükümlerine göre taraflar arasında yapılan sözleşme geçersiz hale gelmiş, kayyımla davalı arasında yapılan ikinci sözleşme hukuk düzenince benimsenen geçerli sözleşme olmuştur. Bunun aksinin düşünülmesi, fuzuli şagil durumundaki davacı tarafından, malikin bilgisi ve onayı dışında düzenlenen kira sözleşmesine dayalı hakkın, mülkiyet hakkına tercih edilmesi gibi, hukuk düzeninin kabul edemeyeceği bir sonucu doğuracağı ortadadır. Bu bağlamda, taraflar arasındaki ilişkiden haberdar olan kayyım, vekaletsiz iş görmeye dayalı kira sözleşmesine icazet vermeme hakkı olduğu gibi, kiracı ile yeni bir kira sözleşmesi yapmama hakkı da bulunmaktadır. Bu takdirde taraflar aleyhine mülkiyet hakkına dayalı olarak açacağı el atmanın önlenmesi davası ile taşınmazın tasarrufunu elde etme imkanı vardır. Ancak kayyım tercihini davalı ile yeni bir kira sözleşmesi yapmak şeklinde kullanmıştır. Bu nedenlerle; yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun bulunan red kararının onanması gerekmekte iken, aksine düşüncelerle bozulmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyorum. 20.06.2012