4. Hukuk Dairesi 2011/8693 E. , 2012/11317 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı ... Gaz. AŞ ve ... aleyhine 24/05/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacı vekili, Zaman gazetesinin 25/04/2010 tarihli nüshasında yer alan “Görüntüleri, Polisten Gizleyen Hakim .... takipteydi..” başlıklı haber ve içeriğinin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir. Davalılar vekili özetle; davanın.......Gazetecilik A.Ş. olarak açıldığını, müvekkil şirketin unvanının .... Gazetecilik A.Ş. olduğunu, bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, haberin, haber verme haklarının sınırları içerisinde verildiğini, hukuka ve görünür gerçeğe uygun olduğunu, davacıya yönelik hakaret kastının bulunmadığını, Ergenekon davası kapsamında telefonları dinlenen Hakim ve Savcıların durumlarının değerlendirildiğini, yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, yayın içeriğindeki haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğu benimsenmiş; "Görüntüleri, Polisten Gizleyen Hakim....takipteydi.." başlığının davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu, bu durumun davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu yayın, Ergenekon soruşturması kapsamında dinlenen hakim ve savcıların tartışmalı olaylarla gündeme geldiği belirtilerek bazı hakim ve savcılar hakkında açılan soruşturma ve davalar ile ilgili bilgilerin haber olarak verilmesinden ibarettir. Basının haber verme hakkı, gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile anlatım arasında düşünsel bağlılık gibi temel kurallarla sınırlıdır. Sözü geçen gerçeklik, somut gerçeklik değil, olayın haberinin verildiği andaki görünüş biçimine uygunluk olarak anlaşılması gereken gerçekliktir. Basın, maddi gerçeği araştırma ve ortaya çıkarma göreviyle sorumlu değildir. Zira ancak maddi gerçekliğin tespitinden sonra yayın yapılabileceğini kabul etmek, haber verme hakkını sınırlandırır. Gerçeklik ilkesine nazaran dava konusu yayın görünüşteki gerçeklik olgusuna uygundur. Zira, mahkemeninde kabulünde olduğu gibi davacı hakkında Adalet Bakanlığınca soruşturma yapılmıştır. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca naip hakim tarafından aldırılan bilirkişi raporunda "Danıştay binasına ait görüntülerin bulunduğu güvenlik şirketinden gelen harddisklerin belirtilenin aksine arızalı olmadığı, 16/05/2006 tarihinde ve bu tarih öncesine ait kayıtların geri döndürülemez şekilde silindiği, aynı isimde açılamayan dosyaların bulunduğu "belirtilmesi üzerine, anılan mahkeme tarafından 13/01/2010 tarihinde suç duyurusunda bulunulması gerektiğine karar verilmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, delil ve belgelerin 2802 sayılı Kanun gereğince, Adalet Bakanlığına gönderilmesi üzerine, Adalet Müfettişlerince davacı hakkında tahkikat yapılmıştır. Bu kapsamda davacının 3 ay süre ile dinlendiği de ortaya çıkmıştır. Diğer yandan Ankara İl Emniyet Müdürlüğü 17/05/2006 tarihli yazısı ile; “...dış güvenlik kamera kayıtlarının bir kopyasının yapılarak, gelen görevliye teslim edilmesini...” Danıştay Başkanlığından istemiştir. Danıştay Başkanlığı 22/05/2006 tarihli davacının imzasını taşıyan cevabi yazısı ile; “...avunma ve .... A.Ş.de bulunduğunu...” bildirmiştir. Başlığın çarpıcı olması, gazetecilik mesleğinin bir gereğidir. Okuyucunun ilgisini artırmak amacıyla, habercilik tekniğine uygun olarak, özle biçim arasındaki denge korunarak kullanılan çarpıcı başlık kişilik haklarına saldırı oluşturmaz. Dava konusu yazı, yukarıda açıklanan ilkeler nazara alınarak haberde kullanılan başlık, haberin içeriği ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle davalılar yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının ise incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.