8. Hukuk Dairesi 2011/7656 E. , 2012/5103 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil
Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... ve davalı ... aralarındaki tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının kısmen kabulüne ve kısmen açılmamış sayılmasına dair Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.02.2011 gün ve 259/56 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı ile davalı vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ve karşı davalı ..., 1627 parselin 667 m2'lik kısmını 21.04.1994 tarihinde davalı ...’den haricen satın aldığını ve zilyet olduğunu açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydıyla 22.700.367.500 TL alacağın tespit tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiş, 29.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak miktarını 27.054,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... davanın reddini, davaya dahil edilen ve karşı dava açan davalı tapu maliki ... davanın reddi ile davacının müdahalesinin önlenmesi ile ecrimisil talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalı-karşı davacı ... hakkındaki davanın reddine, 27.054,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsili ile davacıya verilmesine, karşılık davanın açılmamış sayılmasana karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-karşı davalı ... ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı harici satışa dayalı iptal tescil ve alacak talebinde bulunmuş karşı dava ile tapu maliki müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil istemiştir. Dava konusu 1627 parsel ... taşınmaz 8240 m2 olarak tapuda kayıtlı iken 02.02.1994 tarihinde davalı ... tarafından satın alınmış, 13.05.1998 tarihinde dahili davalı ve karşı davacı ...’e satılmış olup taşınmaz halen ... adına kayıtlıdır. Davacı ile davalı ... arasındaki harici satış ise 21.04.1994 tarihinde yapılmıştır. Taraflar arasında harici satış sözleşmelerinin yapıldığı 1994 yılında taşınmazın tapulu olduğunda ihtilaf bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından TMK.nun 706, BK.nun 213 ve Tapu Kanununun 26.maddelerine göre hukuken geçersizdir. Taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet hakkının devrini hedef alan sözleşmenin geçerli olabilmesi için resmi şekilde ve resmi memur huzurunda yapılması gerekir. Taraflar arasındaki satış sözleşmesi resmi nitelikte yapılmadığından mahkemece, tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ...’nin temyiz itirazlarına gelince; 10.07.1940 tarih, 2/77 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi resmi biçimde yapılmayan geçersiz sözleşmeye istinaden tarafların aldıklarını diğerine iade etmeleri gerekir. Ancak, davacı geçersiz satış sözleşmesine dayanarak satın aldığı taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerlerini de istemiş, mahkemece de bu yönde davacının talebi kabul edilmiştir. Mahkemenin rayiç değer üzerinden davayı kabulü doğru olmamıştır. Resmi biçimde yapılmayan sözleşmelere istinaden tarafların aldıklarını karşılıklı olarak iade etmeleri gerekir. Ne var ki; satış sözleşmelerinde satış parası yazılmamış satıcı tarafından “paramın tamamını aldım” şeklinde beyanda bulunulmuş ve senet şahitler huzurunda taraflarca imzalanmıştır. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise; haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığına aktaran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirme yükümlülüğü altında bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeniyle, belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir. Mahkemece ziraat mühendisi ve inşaatçi bilirkişiler marifetiyle taşınmazın dava tarihine göre yaptırmış olduğu değer tesbiti denkleştirici adalet kuralına uygun düşmemektedir. Mahkemece yapılacak iş; taraflarca düzenlenen satış senetlerinde satış parası belirtilmemiş ise de, satış sözleşmeleri esas alınarak taraflardan satış tarihi olan 21.04.1994 tarihi itibariyle satış parasını sormak, ittifak ettikleri takdirde bu değer üzerinden, ittifak edemedikleri takdirde ise (HUMK.nun 292.) HMK.nun 202. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak taraflar arasındaki sözleşme delil başlangıcı kabul edilerek öncelikle senet şahitleri dinlenilerek satış parasının belirlenmesine çalışılması ve bilahare de denkleştirici adalet ilkesi göz önünde tutularak davacının ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve bunun gibi diğer verilerin ortalamaları alınmak suretiyle satış parasının dava tarihinde ulaşacağı alım gücünün belirlenmesine çalışılması gerekir. Bu şekilde hareket edilmeden verilen karar eksik incelemeye dayalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’nin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 401,75 TL peşin harcın istek halinde davacı-karşı davalıya ve 402,00 TL peşin harcında istek halinde davalıya ayrı ayrı iadelerine 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.