Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2011/7030 E. 2012/10026 K.

Yargıtay 2012-06-08 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2011/7030 E. , 2012/10026 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.10.2010 tarih ve 2008/401-2010/584 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.06.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ....ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Almanya Tübingen Asliye Mahkemesi tarafından verilen 17.07.2006 tarihli 2 O 355/05 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile tebligatın yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre yapılmadığı, adi posta yolu ile kararın davalıya tebliğ edildiği, dolayısı ile kararın usulünce kesinleşmediği, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün bulunmadığ gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, davaya konu tenfizi istenen Tübingen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararında, kararın bir suretinin davalıya 23.08.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 19.01.2007 olduğu yazılı ise de dosyaya sunulan tebliğe ilişkin belgelerden kararın Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile 08.02.2007 tarihinde davalı vekili Av. Serpil Alatalı Bayburt’a tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, kararın adı geçen davalı vekiline tebliğinden sonraki bir tarihe ilişkin kesinleşme şerhi karar üzerinde bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece davaya konu kararın diplomatik yolla davalıya tebliğ edildiği gözetilerek, bu tarihten sonrası için yasal yollara başvurulup başvurulmadığı, dolayısı ile kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tesbiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.