7. Hukuk Dairesi 2011/6393 E. , 2012/4539 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 617 ada 458, 463 ve 465 parsel sayılı sırasıyla 13830,74 m2, 74390,10 m2 ve 8252,30 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras payı ve satış senetleri nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi gereği malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 617 ada 458, 463 ve 465 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera-yaylak niteliğinde olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Mahalli bilirkişilerce dava konusu taşınmazların yöre halkının hayvanlarının otladığı mera-yaylak niteliğindeki yerlerden olduğu bildirildiğine göre; taşınmazların kamu malı niteliğinde mera ya da yaylak olup olmadığının belirlenmesi zorunludur. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera ya da yaylak olarak kabul edilebilmesi için ya taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının İl Özel İdare Müdürlüğü'nden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle her iki harita yerine çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise; yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın, öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera ya da yaylak olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davalı ... ve bayii Saadet Or hakkında aynı çalışma alanı içerisinde adlarına kayıtsız ve belgesiz olarak zilyetlikle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediğinin Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmamış olması dahi isabetsiz, davacılardan ...'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 13.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.