Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2011/5972 E. 2012/4300 K.

Yargıtay 2012-06-06 Yüksek mahkeme 2 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2011/5972 E. , 2012/4300 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 102 ada 22 parsel sayılı 6201,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kayıtlarına ve kamulaştırma kararına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 102 ada 22 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 19.07.2010 tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli 3314,52 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı adanın son parsel numarası ile davacı Hazine adına, geriye kalan taşınmaz bölümünün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Davacı Hazine'nin dayandığı tapu kayıtlarının tescil ilamı ile oluştuğu ve haritalarının bulunduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Ne var ki, mahkemece dayanılan tapu kayıtlarının haritaları yöntemine uygun şekilde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yerine uygulanmamıştır. Kural olarak kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı Hazine'nin dayandığı tapu kayıtlarının dayanağı haritalar ile kamulaştırma haritası yöreyi iyi bilen yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılarak, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile tutunulan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği eşitlenmeli, çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı Kadastro Mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı taraf aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken, yasal düzenlemelere aykırı şekilde mahkemece hüküm oluşturulması dahi isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.