7. Hukuk Dairesi 2011/5058 E. , 2012/4957 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... Metal San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere uygun düşmemiştir. İ.İ.K.'nın 257. maddesi hükmünde, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısına, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilme hakkı tanınmış olup, aynı Kanunun 259. maddesi hükmünde de ihtiyati haciz isteyen alacaklının, hacizde haksız çıktığı takdirde borçlu ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olduğu açıklanmıştır. Öğreti ve uygulamada İ.İ.K.nun 259. maddesi hükmü ile getirilen bu sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu ve ancak maddi tazminat talepleri yönünden uygulanabileceği kabul edilmektedir. İhtiyati haciz nedeniyle maddi tazminata hükmedilebilmesi için davalı tarafın istemi üzerine verilmiş ve uygulanmış bir ihtiyati haciz kararının bulunması, ihtiyati haczin herhangi bir nedenle kendiliğinden kalkması veya itiraz üzerine kaldırılması ya da açılan istihkak davasının davacı taraf lehine sonuçlanması, davacının ihtiyati haczin uygun sonucu olarak maddi bir zararının meydana geldiğinin kanıtlanması yeterlidir. Ayrıca ihtiyati haciz kararını alan ve uygulatan davalının kusuru aranmaz. Bunun yanında ihtiyati haciz kararı ancak kendiliğinden kalktığında veya kaldırıldığında ya da istihkak davası davacı taraf lehine sonuçlandığında haksız hale geleceğinden bu ön koşul gerçekleşmedikçe davacı tarafın maddi tazminat davası açma hakkı bulunduğundan da söz edilemez. Manevi tazminat ise, anılan maddede düzenlenen kusursuz sorumluluk esaslarına tabi olmadığından ihtiyati haciz kararını alan davalı tarafın manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi hükmünde öngörülen kusur sorumluluğu unsurlarının gerçekleşmesi gerekir. İhtiyati haciz kararı ve bu kararın uygulanmasıyla borçlunun borç ödemekten aciz, borcuna sadık olmayan bir kişi konumuna düşeceği, iş ve aile çevresinde itibarının zedeleneceği, kişilik haklarının zarar göreceği kuşkusuzdur. Bu olgu gözetildiğinde ihtiyati hacizden kaynaklanan manevi tazminat davalarında davacı tarafın manevi zararının gerçekleştiği kabul edilir ve ayrıca zararın kanıtlaması aranmaz. Ne var ki, manevi tazminatın kendine özgü koşulları gözetildiğinde ihtiyati haczin herhangi bir nedenle kendiliğinden kalkması veya itiraz üzerine kaldırılması ya da açılan istihkak davasının davacı taraf lehine sonuçlanması da manevi tazminata hükmedilebilmesi için yeterli değildir. Ayrıca rıza, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği bir yetkinin kullanılması gibi manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeninin de bulunmaması gerekir. Anayasa'mızın 36. maddesi hükmünde herkese, yasal vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olma, savunma ve adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilerek hak arama özgürlüğü düzenlendikten başka, 12. maddesi hükmünde herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere 17. maddesi hükmünde de yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu açıklanarak bu haklar güvence altına alınmıştır. İ.İ.K. nun 257. maddesi hükmünde düzenlenen ihtiyati haciz isteme hakkının hak arama özgürlüğü kapsamında alacaklıya tanınan bir hak olduğu kuşkusuzdur. Bunun yanında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri hükmünde de hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırılan kişinin saldırıda bulunanlara karşı dava yoluyla koruma isteyebileceği açıklanarak hukuka aykırılığın unsurları belirtilmiş, Borçlar Kanununun 49. maddesi hükmünde de saldırının yaptırımı düzenlenmiştir. Hak arama özgürlüğünün kullanılması nedeniyle kişilik hakları zarara uğrasa bile, üstün bir hak olan hak arama özgürlüğünün kullanılması hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edildiğinden bu hakkın kullanılması nedeniyle zarar gören kişilerin kural olarak manevi tazminat isteyemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki üstün hakkı aynı anda koruması düşünülemeyeceğinden bu durumda daha üstün tutulması gereken hakka değer verilir. Bu olgular gözönüne alındığında manevi tazminat davalarında tazminata karar verilebilmesi için sınırsız olmayan hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılıp kullanılmadığının, bir başka deyişle salt başkalarına zarar verme amacıyla kasten veya keyfi olarak kullanılıp kullanılmadığının incelenmesi, hakkın kötüye kullanıldığının belirlenmesi halinde hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkacağından üstün tutulması gereken kişilik haklarına değer verilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Somut olaya gelince, davacı taraf, davalı şirket tarafından aleyhine ihtiyati haciz kararı aldığını, alınan ihtiyati haciz kararı ile takibe geçilerek evinde ve işyerinde bulunan eşyaların muhafaza altına alındığını öne sürerek, maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafın ev ve işyeri adreslerinde yapılan haciz sırasında dava dışı borçlunun davacı şirkete gelip gittiği, borçlu ile üçüncü kişinin aynı adreste bulunması halinde adresin borçluya ait olduğunun kabulünün gerektiği, borçlu ile üçüncü kişinin menkul malı birlikte elinde bulundurmaları halinde malın borçlu elinde addolunacağı, davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Alacaklının davacı taraf ile herhangi bir hukuki ilişkisinin bulunmadığı, gerçek borçlu dava dışı kişinin davacı şirket ortağı olmadığı, ayrı bir tüzel kişiliği bulunmasına rağmen davacıya ait ve borçla ilgisi olmayan mallarının haczedilmesi ve davalı şirket tarafından alınan ve uygulanan ihtiyati haczin haksız hale geldiği gözetildiğinde, davacının kusursuz sorumluluk esaslarına göre maddi tazminat isteme hakkı doğduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, mahkemece maddi tazminat yönünden kusursuz sorumluluk unsurlarının somut olayda gerçekleştiği gözetilerek davacı tarafın zararının kapsamının belirlenmesi ve belirlenecek maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat yönünden ise davalı şirketin hak arama özgürlüğünü kötüye kullanıp kullanmadığının araştırılması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 26.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.