11. Hukuk Dairesi 2011/3111 E. , 2012/9619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2010/107-2010/609 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin lehtarı, keşidecisinin dava dışı ... olan 4 adet bononun davalı bankaya tahsil için teslim edildiğini, banka tarafından bonoların kaybedildiğini, bonolara ilişkin olarak zayi iptal davası açtıklarını, keşideci hakkında yaptıkları takibin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 11.000 TL'nın bonoların vade tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu bonoların tahsil için müvekkil bankaya teslim edildiğini, protesto edilmek için Ziraat Bankası Kazan Şubesi'ne gönderildiğini, senetlerin anılan banka tarafından kaybedildiğini, bankanın kusuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bonoların tahsil için davalı bankaya teslim edildiği, banka tarafından Ziraat Bankası Kazan Şubesi'ne gönderilen bonoların zayi olduğu, senet borçlusuna karşı yapılan takipte tahsil imkanının kalmadığı, bankanın senetlerin kaybedilmesinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 11.000 TL'nın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, tahsil için bankaya verilen bononun kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, keşideciden alacağın tahsil edilemediği, hukuki yolların tüketildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu dava, bonoların vekil hamili konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bonoların kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bonolar kaybedilmemiş ve vadeleri sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bonoların kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulması gerektiğinin kabulü doğru değildir. Somut olayda, bonoların kaybı sonrası zayi iptal kararı alındığı, keşideci hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta ise de yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere bonoları düzenlemesi sırasında keşidecinin mal varlığı olup ta davalının bonoları zayii sırasında bunları elinden çıkardığı, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu itibarla, mahkemece dava dışı keşideci ...’ın icra takibinde borcu karşılayacak miktarda mal varlığı olmadığı anlaşılmakla, yukarıda anılan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.