11. Hukuk Dairesi 2010/8787 E. , 2012/9906 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.02.2010 tarih ve 2009/193-2010/23 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalı TPE vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.06.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp davacı vekilinin mürafadan vazgeçme dilekçesi de gözönüne alınarak, dosyanın duruşmasız görülmesine karar verildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış “ZARA” markasının Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde 24, 25 ve 35 nci sınıfları da kapsar şekilde 1 ila 45 nci sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, dünya markası olan tanınmış markalarına iltibas ve tecavüz oluşturan davalı ...’nin “ZARA” ibareli başvurusuna karşı TRİPS 16 ncı maddesi ile 556 sayılı KHK.’nin 7/1-b, ı, 8/4, 8/1-b ve TTK.'nun 57/5 madde hükümleri uyarınca yaptıkları itirazın en son YİDK.’nca reddedildiğini, “ZARA” işaretinin bir bütün olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bu durumun iltibas doğuracağını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı TPE ve diğer davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacı markası ile davalı markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer, mal ve hizmetlerin de aynı olması nedeniyle 556 sayılı KHK.’nin 7/1-b maddesi dışında 8/1-b anlamında da iltibasın bulunduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğu, davalının ZARA ibaresini 1998 yılından itibaren önce takma ad ve sonrasında da nüfus kaydına tescil ettirmek suretiyle asıl ön ad şeklinde kendi sanatsal faaliyetinde kullanmasının markasal kullanım olarak değerlendirilemeyeceği ve sonuca etkili olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline ve davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne dair verilen karar, Dairemizin 17.07.2009 günlü, 2009/7865 Esas-8834 sayılı Kararı ile davalı ... vekilinin davalının sanatçı kişiliğiyle toplumda “ZARA” adıyla bilindiği ve meşhur olduğu savunması da dikkate alınarak, “sanat faaliyetleri ile ilgili hizmetler” bakımından değerlendirme yapılmak üzere bilirkişilerden ek rapor istenilmesi veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulması üzerine mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, bozma sonrası alınan ve içeriği benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davalı başvurusunun konusu olan “ZARA” ibareli işaretin başvuru tarihindeki tebliğ hükümlerine göre sanat faaliyetleri ile ilgili hizmetler bakımından davalı tarafından gerçekleşen kullanımı ile davalıya bağlandığı, sanat faaliyetleri ile ilgili olarak görüldüğünde ve duyulduğunda davalının hatırlandığı, bu nedenle davalı başvurusunun bu hizmetler için tescilinin davacının “ZARA” ibareli markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamayacağı gibi, onun itibar ve ayırt edici karakterini de zedelemeyeceği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile TPE YİDK’nın 2005/M-4693 sayılı kararının başvuru tarihindeki tebliğ hükümlerine göre 41/12. sınıfta bulunan sanat faaliyetleri ile ilgili hizmetler haricinde kalan mal ve hizmetler bakımından iptaline, 41/12. sınıfta bulunan sanat faaliyetleri ile ilgili hizmetler bakımından iptal isteminin reddine, davalı adına tescil olunan markanın başvuru tarihindeki tebliğ hükümlerine göre 41/12. sınıfta bulunan sanat faaliyetleri ile ilgili hizmetler haricinde kalan mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, 41/12. sınıfta bulunan sanat faaliyetleri ile ilgili hizmetler bakımından hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı ve davalı TPE vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalı TPE vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı ve davalı TPE vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 04,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı TPE ve davacıdan ayrı ayrı alınmasına, 07.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.