7. Hukuk Dairesi 2011/3335 E. , 2012/3688 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Asıl ve birleşen dava, haksız fiilden kaynaklanan ve istenen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacı şirket ve davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı şirket ve davalının hükmedilen tazminat miktarına ve kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre birleşen davada davacı ... açısından davanın kabulüne, diğer davacı şirket yönünden ise kısmen kabulüne; asıl davada ise, davacının talepleri hakkında birleşen dosya üzerinden karar verilmiş olmakla yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 13.maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak tanımlanmıştır. Somut olaya gelince; asıl davada davacı, işyerinde kaçak elektrik kullanıldığı belirtilerek davalı görevlileri tarafından tutanak düzenlendiğini ve kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini öne sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ise davacı, asıl davaya konu kaçak elektrik tutanağına dayanılarak başlatılan icra takibi nedeniyle takibe konu miktar kadar davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece zarar yönünden bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, tutanak tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmış olan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği hükümlerine göre davalı kurumun alacağı hesaplanmıştır. Mahkemece alınan bu rapor benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Davacı tarafın abone olmaksızın yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden enerji tüketmesi eyleminin kaçak elektrik enerjisi tüketimi olduğu ve tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre kaçak elektrik bedeli hesabı yapılması gerektiği kuşkusuzdur. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, öncelikle dosya yeniden aynı bilirkişiye verilerek, bilirkişiden davalı kurumun davacı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği, bu yönetmelik gereğince yayınlanan usül ve esaslarda açıklanan yönteme göre yeniden hesaplanması için ek rapor alınması, davacının sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedeli ile birleşen dava açısından takip tarihi itibarıyla istenebilecek işlemiş faiz miktarının duraksamasız belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-Mahkemece birleşen davada davacı ... yönünden davanın husumet yokluğundan kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içerisinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49. maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3. maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanununun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur. Dosya içeriğinden, birleşen davada davacı ...’ın diğer davacı şirketin yönetici ortağı olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kaçak elektrik kullandığı belirlenen davacı şirkette kaçak elektrik kullanımı nedeniyle yöneticinin de şirketle birlikte ve şirket gibi haksız fiilden, bir başka deyişle kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan zarardan müteselsil sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek, davacı ...’ın sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, yasal düzenlemeler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması dâhi doğru görülmemiştir. 4-Hüküm kurulurken dosyalar birleştirilse dahi asıl ve birleşen davaların bağımsızlıklarını korudukları ve bu nedenle de her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği de gözönünde bulundurularak, mahkemece her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, asıl dava yönünden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı şirket ve davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı şirket ve davalı yararına, (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 22.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.