Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2011/2353 E. 2012/4014 K.

Yargıtay 2012-05-29 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2011/2353 E. , 2012/4014 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ile davacı tarafından duruşmalı olarak istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de, 20.7.2004 günü yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunla değişik 1086 sayılı HUMK.’un 438/1 maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 10.000 TL’yi aşmayan alacak ve ayın davalarının temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. 5236 sayılı Kanunla 1086 sayılı HMUK’a eklenen Ek 4. madde hükmüne göre anılan parasal sınır 1.1.2010 tarihinden itibaren 14.510 TL’ye yükseldiğinden ve hüküm tarihindeki davacı yönünden reddedilen dava değerinin Kanunda duruşma için öngörülen miktarı geçmediği anlaşıldığından davacı tarafın duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildikten sonra, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü: Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı açılmış borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere, davacı tarafın iş yerinde 08.08.2005 tarihinde faaliyete başladığının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Tarafların hükmedilen alacak miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 30.05.2006 tarihli tutanak yönünden davalı ... Genel Müdürlüğü Abone İşleri Daire Başkanlığı’nın “sayaç üzerindeki tüketimin cezasız olarak yatırılması halinde kaçak su tutanağının iptal edileceği” ne ilişkin kararı uyarınca hesaplanan bedele, 28.07.2006 tarihli tutanak yönünden ise sayaç endeksine göre belirlenen bedele hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davalı idarenin anılan daire başkanlığınca alınan kararın icap niteliğinde olup, görülen davada tarafları bağlamayacağı kuşkusuzdur. Şu halde bilirkişi tarafından bu doğrultuda hesaplama yapılmasında ve raporun hükme esas alınmasında isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; dosyanın aynı ya da kaçak su kullanımı konusunda uzman olan farklı bir bilirkişiye verilerek davalı tarafın işyerinde faaliyete başlama tarihi ile tutanak tarihleri arasında kullandığı kaçak su nedeniyle sorumlu tutulacağı bedelin tutanak tarihlerinde yürürlükte olan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 44. maddelerinde belirtilen esaslara göre, işyerinin büyüklüğü, çalışan personel sayısı ve üretimde suyun rolü dikkate alınarak, Büyük Ankara İçme Kullanma ve Endüstri Suyu Projesi’nin kabul ettiği kişi başına su tüketim miktarı baz alınmak suretiyle belirlenmesi gerekirken somut olaya ve yönetmelik hükümlerine uygun düşmeyen bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, tarafların temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir. 3-Davalı tarafın oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu kaçak su tutanaklarının kendisi hakkında tutulduğu davacı tarafından kabul edilmekle sadece bu tutanaklardan dolayı davacı tarafın borçlu olup olmadığının tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, ... İcra Müdürlüğünün 2006/9654 sayılı dosyasında davacı şirket hakkında yürütülen bir icra takibi bulunmadığı (ünvanı ve adresi farklı olmakla) gözardı edilerek anılan takibe yönelik tespit hükmü kurulması dahi doğru görülmemiş, davalı tarafın temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, kararın (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraflar yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle de davalı taraf yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harçların istek halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 29.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.