Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2010/7583 E. 2012/8686 K.

Yargıtay 2012-05-23 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2010/7583 E. , 2012/8686 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.07.2009 tarih ve 2005/124-2009/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan ... vekili ve katılma yolu ile ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, ABD New York Southern District Court nezdinde; Motorola Credit Corporation ve Nokia Corporation tarafından, ..., ...... (Uzan), Antonio Luna Betancourt, Unikom İletişim Hizmetleri Paz. A.Ş. ve Standart Telekomünikasyon Bilgisayar Hizmetleri A.Ş. aleyhine tazminat davası açıldığını, işbu dava nedeniyle müvekkili Adabank A.Ş.'nin UBS AG Stamford/New York Şubesi nezdindeki hesabına 22.11.2002 tarihinde, durum aynı tarihli swift mesajı ile bildirilerek, bloke konulduğunu, o tarihte davalıların davacı bankanın yönetim kurulu üyesi olduklarını, bu blokeyle ilgili bankaya 02.12.2002 tarihine kadar itiraz süresi verilmiş ise de, itiraz edilmemesi üzerine el koyma emrinin kesinleştiğini ve hesapta bulunan 2.572.172,59 USD'nin yabancı mahkeme katipliğine transfer edildiğini, 25.07.2003 tarihinde görevlendirilen yeni yönetim, 01.08.2003 tarihli swift mesajı üzerine yaptığı yazışmalar ile durumdan haberdar olmuş ve dava kapsamında verilen 31.07.2003 tarihli nihai kararı taraf olmayan sıfatıyla dahil edilme talebiyle temyiz etmiş ise de, temyiz talebinin reddedildiğini; banka hesaplarına el koymaya ilişkin karara karşı davalı durumundaki gerçek kişiler ve davalı şirketler vekilleri tarafından itiraz edilmişse de, eski yönetim kurulu döneminde Adabank A.Ş. adına herhangi bir itirazda bulunulmadığını, TTK. hükümleri gereğince kanun ve esas mukavele hükümlerine aykırı hareket eden yönetim kurulu üyelerinin oluşan zarardan ve kazanç kaybından sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.572.172,59 USD karşılığı 3.631.436,99 TL mahkeme katipliğine gönderilen miktar, TCMB günlük faiz oranları gereğince 1.681.653,15 TL kazanç mahrumiyeti olmak üzere toplam 5.313.090,14 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları için öncelikle görevin bir yönetim kurulu üyesine bırakılmadığının kesinleşmesi gerektiğini, ABD'de görülen davada Adabank taraf olmadığından, banka nezdinde oluşan zarar ile özen borcuna aykırılık arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalılara gerek ABD'deki mahkeme gerekse UBS AG Stamford Bankası tarafından resmi bir bildirim yapılmadığından, davalıların gerekli başvuruları yapmayarak bankayı zarar sokmak gibi bir iradelerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafça sunulan swift mesajının gerçekliğinin kanıtlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılar ..., ... ve ... vekili, davacı bankanın husumeti Motorola Credit Corporation ve Nokia Corporation'a yöneltmesi gerektiği, ABD mahkemesinin haksız ve hukukun temel ilkelerine ters düşen kararından müvekkillerinin sorumlu olmadığını, talep edilen faizin de fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılardan ..., görev yaptığı dönemde blokeyle ilgili Bankaya resmi bir bildirim yapılmadığından, yönetim kurulu tarafından bloke kararına karşı hukuksal girişimde bulunulmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, husumet itirazında bulunmuş, dava için şekil şartının yerine getirilmediğini ve tanınmamış bir karara dayanarak hüküm kurulamayacağını savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankaya BDDK tarafından atanan görevlilerce gerekli itirazların yapıldığı, buna rağmen, yabancı mahkeme kararının uygulanmasının engellenemediği, her ne kadar davacı bankanın hesabında bulunan paraya el konulması sonucu bankanın zararı doğmuş ise de, zarara yöneticilerin doğrudan işlem ve eylemleri ile sebep olduklarının anlaşılamadığı, sonradan atanan yöneticilerin işlemleri ile mahkeme kararının değişmediği, zarar ile davalı yöneticilerin eylem ve işlemleri arasında illiyet bağının kurulamadığı, yöneticilerden ... el konulan paranın 1/9'u oranında sebepsiz zenginleşmiş ise de, bu hususta açılmış bir dava ve ıslah talebi bulunmadığı gerekçeleri ile tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili, davalılardan ... vekili ile katılma yolu ile ... ve ... vekili temyiz etmişlerdir. 1-Dava, TTK.'nun 336. ve devamı maddelerine göre, davalı yöneticilerin davacı Bankayı zarara uğrattıkları iddiasıyla açılmış sorumluluk davasıdır. Davalıların yönetim kurulu üyesi bulunduğu davacı Bankanın, yabancı bankada bulunan mevduatına, dava dışı kişi ve kuruluşların borçları nedeniyle, Amerikan Mahkemesi tarafından bloke konulduğu ve bilahare de bu mevduatın, aynı nedenle davacı bankanın hesabından alındığı konusunda, taraflar arasında çekişme yoktur. Yerel Mahkeme de gerekçesinde, davacı Bankanın mevduatına, dava dışı şirket ve şahıslar aleyhine görülen davada, mahkeme kararıyla el konulması sonucu, davacı Bankanın zararının doğduğunu kabul etmiştir. Gerekçesi bakımından mahkeme kararı davalılarca temyiz edilmediğinden, davacı Bankanın zararının gerçekleştiği hususu kesinleşmiştir. TTK.'nun 336. maddesinde öngörülen yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu kusur sorumluluğu olmakla birlikte, haksız fiil sorumluluğundan farklı olarak, banka yöneticilerinin sorumluluğu, TTK.'nun 338. maddesi uyarınca, ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Bu nedenle, davacı Bankanın gerçekleşen dava konusu zararından, davalıların sorumlu tutulmamaları için, davalıların bu zararın gerçekleşmesinde kusurlu bulunmadıklarını ispat etmeleri gerekir. Dava dışı kişiler ile irtibatlı olan Uzan Grubuna dahil bulunan davacı Bankanın hesaplarına (mevduatına) Amerikan Mahkemesince el konulmasını davalıların bilmemeleri, hayatın olağan koşulları ile bağdaşmaz. Kaldı ki, yönetim kurulu başkanı davalı ..., davacı Bankanın mevduatına el konulması kararı verilen ABD'deki davada da taraf olduğundan, böyle bir savunmanın TMK.'nun 2. maddesi ile bağdaştırılması da mümkün değildir. Öte yandan, davacı Bankanın yönetim kurulu üyeleri olan ve basiretli hareket etmek durumunda bulunan davalıların, Bankanın yurt dışındaki muhabir bankadaki hesaplarına tedbir konulduğunu araştırmamaları da, özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturur. Bu itibarla, mahkemece oluşan zarardan sorumlu bulunmadıklarını kanıtlama yükümlülüğünün davalılarda olduğunun kabulü ile, davalıların süresinde itirazda bulunmaları halinde, ilgili mevzuat gereğince, el koyma kararının kaldırılmasını sağlamalarının hukuken mümkün bulunup bulunmadığı üzerinde durulup, şayet bu husus hukuken mümkün ise, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olacakları ilke olarak kabul edilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile hüküm verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 23.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.