(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2011/12087 E. , 2012/3104 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: 1-2942 Sayılı Yasanın 4650 sayılı yasayla değişik 11. maddesinin değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca arazilerde, taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri ve bedelin belirlenmesinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri esas alınarak bilimsel yöntemle kamulaştırma bedeli tespit edilir. Üretim miktarının yükseltilmesi veya erken hasat için uygulanan tarımsal teknik ve modeller, taşınmazın kendine has ayırıcı özelliğiyle birleşmedikçe, bu tarımsal usullerle elde edilen yüksek üretim miktarı ve turfanda fiyatı uygulanarak taşınmazın net geliri ve dolayısıyla değeri yükseltilemez. Bilirkişi kurullarınca serada kabak ve patlıcan yetiştirme yönteminin dava konusu taşınmaza, sahip olduğu özel nitelikler şekliyle uygulandığını belirleyen bir değerlendirme yapılmamıştır. Esasen tarım arazisinde, çevrede ekilmesi mutad olan çeşitli ürünlerin yıllara yayılmış münavebesi sonunda elde edilecek ortalamalara göre değer biçilir. O nedenle dava konusu taşınmazı açık tarım arazisi kabul ederek mutad ürünlere göre değer biçilmesi gerektiği düşünülmeden serada domates, kabak ve patlıcan ürünlerinin net gelirlerinin ortalaması alınmak suretiyle taşınmazın değerinin bulunması, 2-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı v.b.) gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörelerdeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli biçimde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken, birinci bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %5 yerine %4 olarak kabulü, 3-Kabule göre ise, 13.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6001 sayılı ... Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 22. maddesinin (1) nolu bendi “Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir” ve aynı Kanunun Geçici 1. maddesinin (5) nolu bendi ise "Genel Müdürlüğün mülkiyetinde iken 5018 Sayılı Kanunun Geçici 12. maddesi gereğince Hazineye devredilen taşınmazlardan satışı yapılmamış, başka kurum ve kuruluşlara tahsis edilmemiş ve devredilmemiş olanların mülkiyeti, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Genel Müdürlüğe devredilir” hükümlerini içermekte olup, bu yasal düzenlemelere göre kamulaştırılan taşınmazın davacı ... adına tesciline(talep halinde terkinine) karar verilmesi gerekirken, talep olmadığı halde “ Karayolları adına terkinine” karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Mahkemece gerekirse bir nolu bozma nedeni doğrultusunda yerinde yeniden keşif yapılıp hakimin gözlemi de tutanağa geçirilmek suretiyle taşınmazın yukarıda belirtilen özelliklere sahip olup olmadığı da belirlendikten sonra bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.