11. Ceza Dairesi 2010/17343 E. , 2012/3599 K.
"İçtihat Metni"
Memura yalan beyanda bulunmak suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Antalya 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.01.2010 tarihli ve 2009/240 esas, 2010/91 sayılı kararını müteakip, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2010 tarihli ve 2010/111-73 sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine karar vermesi üzerine ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği ortak yüksek görevli mahkeme sıfatıyla Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince; Antalya 7. Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına dair verilen 06.07.2010 tarihli ve 2010/1244 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 25.11.2008 tarihli ve 2008/43-12412 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; hakkında yakalama emri bulunan sanığın, üzerinde kimliği olmadığını söyleyerek, gerçek kimlik bilgileri yerine, kardeşi Muhammet'in kimlik bilgilerini bildirmek suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin, iftira niteliğinde olup 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesi kapsamında kaldığı, bu suça bakma yetki ve görevinin asliye ceza mahkemesinde olduğu cihetle, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması yerine Antalya 7. Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04.12.2010 gün ve 2010/13732/71888 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2010 gün ve KYB. 2010/322132 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Kanun yararına bozma, hâkim veya mahkemeler tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelenmesinden geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için kabul edilen olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. İncelenen dosya içeriğine göre; sanık ... hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılamasında davaya bakan Antalya 7. Sulh Ceza Mahkemesince sanığın eyleminin iftira suçunu oluşturduğu ve bu suçtan yargılama yapma görevinin mahkemenin görevini aştığından bahisle görevsizlik kararı verildiği, dosyanın gönderildiği Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı kabul edilmeyerek eylemin iftira suçunu oluşturmadığı sulh ceza mahkemesinin görevi içinde kalan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı verildiği, mahkemeler arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının ortak yüksek görevli Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 06.07.2010 gün ve 2010/1244 değişik iş sayılı karar ile Sulh Ceza Mahkemesi olduğu belirlenerek çözüldüğü, Adalet Bakanlığınca anılan bu karara karşı Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması yerine Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasında isabet bulunmadığı nedeniyle kanun yararına bozma talep edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 10.06.1942 gün ve 26-16 sayılı kararında, yargı yerleri arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda, merci tayini yoluyla yetkili kılınan mahkemenin verdiği kararın Yargıtayda incelenmesi sırasında görev hususunun tekrar incelenemeyeceği kararlaştırılmıştır. Görev konusunun Yargıtayca inceleme konusu dahi yapılamayacağı bir durumda, kesin nitelikteki merci tayini kararını hükümsüz kılacak bir sonuç doğmasına neden olacak şekilde kanun yararına bozma yoluna başvurma olanağının da bulunmadığı kabul edilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 15.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.