7. Hukuk Dairesi 2011/3170 E. , 2012/756 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, ve tavzih kararının Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden bir başka deyişle kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan tazminat alacağından dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davacı hakkında ceza mahkemesince beraat kararı verildiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, toplanan delillere uygun düşmemiştir. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmünde, "hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Somut olaya gelince, davacı hakkında görülen davanın konusu kaçak elektrik kullanımı ile ilgili olarak açılan kamu davasında eylemin hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu gerekçesi ile beraat kararı verilmiştir. Yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında ceza mahkemesince davalı hakkında verilen beraat hükmünün görülmekte olan davada mahkemeyi bağlamadığı ve salt ceza dosyası esas alınarak karar verilemeyeceği, eylemin kaçak ya da usulsüz elektrik kullanımı olup olmadığının görülen davada belirlenmesinin gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle mahkeme hükmünün gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, öncelikle, haksız fiil ve zararın kanıtlanması yönünden davalı tarafından gösterilen tüm deliller toplanmalı, varsa taraf tanıkları dinlenmeli, ceza dosyası içeriğindeki deliller de bu dosyanın delili olduğu gözden kaçırılmamalı, daha sonra dosya konusunda uzman kişiler arasından seçilecek bir bilirkişi ya da bilirkişi kuruluna tevdi edilmeli, olayda kaçak ya da usulsüz elektrik kullanımı olup olmadığı varsa bedeli duraksamasız bir şekilde belirlenmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün ve 22.06.2010 tarihli tavzih kararının BOZULMASINA, peşin alınan 461,50 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 14.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.