6. Hukuk Dairesi 2011/14166 E. , 2012/2824 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kendisine ait taşınmazda uzun süredir ikamet ettiğini Kasım, Aralık 2008 ila Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz 2009 ayları kira paralarını ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takip Durduğundan itirazın iptalini ve davacı lehine %40 icra inkar tazminatı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığını, kiracı olmadığını, bu nedenle kira borcu da olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece taraflar arasında kira ilişkisinin varlığının kesin delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davada dayanılan sözlü kira sözleşmesi ve kira ilişkisi inkar edildiğine göre, kira ilişkisinin varlığı ve unsurları kiralayan tarafından kanıtlanmalıdır. Davacı davalı ile yapılmış yazılı bir kira akdi sunamamıştır. H.U.M.K’nun 288.’nci maddesi gereğince davacı tarafından iddia edilen yıllık kira miktarına göre kira ilişkisinin varlığının kesin delillerle kanıtlanması lazımdır. Bu durumda davacı dava dilekçesinin deliller bölümünde sair deliller demek suretiyle yemin deliline de dayandığına göre mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY YAZISI
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi yoktur. Davacı, davasını sözlü kira sözleşmesine dayandırmıştır. Mahkemece, davacının kiracılık ilişkisini yasal delillerle kanıtlayamadığı, dava dilekçesi ve delil listesinde yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin değerli çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık, davacının bu davada yemin deliline dayanıp dayanmadığı noktasındadır. Davacı vekili, dava dilekçesinde, delillerini Manavgat 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/33112 Esas sayılı takip dosyası, tanık, keşif, bilirkişi incelemesi ve sair delil olarak bildirmiştir. Sair delil ibaresinin yemin delilini de kapsadığı Yargıtay İçtihatlarında öteden beri kabul edilen bir gerçektir. Ne var ki, yargılamanın ilk oturumunda davacı vekiline tüm delillerini liste halinde bildirmesi için 10 günlük süre verilmesi üzerine, davacı vekili tarafından 22.01.2010 tarihli delil listesi ibraz edilmiştir. Delil listesinde, deliller tek tek sayılarak muhasebe kayıtları, Tedaş kayıtları ve tanıklar delil olarak gösterilmiş, yemin deliline dayanılmamış ve sair delile dayanılmadığı gibi mukabil delil bildirme hakkı da saklı tutulmamıştır. Yargılamanın son oturumunda ise, davacı vekili delil listesini tekrar ederek elektriğin ne zaman kesildiği hususunun elektrik idaresinden sorulmasını istemiş, muhasebe kayıtlarını ibraz edeceğini bildirmiş, başkaca bir delilden de söz etmemiştir. Bu durumda davacının delillerine hasrettiğinin ve bu davada yemin deliline dayanmadığının kabulü gerekir. Nitekim davacı vekili temyiz dilekçesinde dahi yemin deliline dayandığı halde, kendisinin bu haktan yoksun bırakıldığını ileri sürmemiş ve bunu temyiz konusu yapmamıştır. Bu itibarla, mahkemece bu maddi ve hukuki vakalar gözetilerek, davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığından, verilen red kararının onanması gerekmekte iken, aksine düşüncelerle bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyorum. 23.02.2012