11. Hukuk Dairesi 2010/9967 E. , 2012/1670 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 11/03/2010 tarih ve 2009/697-2010/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait demir yükünü İsrail’den İskenderun’a deniz yolu ile taşıması konusunda tarafların anlaştıklarını, ancak davalı tarafından taşıma gerçekleşmeden sözleşmenin feshedildiğini, pişmanlık navlunu alacağı için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetki itirazı ile birlikte esas yönden de davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ikametgahının Hatay olduğu, takibin ise Üsküdar’da başlatıldığı, yetkili icra dairesinde başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, pişmanlık navlunu bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, taraflar arasında kurulan taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ve taşımanın gerçekleşmemesi nedeniyle pişmanlık navlunu alacağının var olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise taşıma sözleşmesini açıkça reddetmemiş, taşımanın gerçekleşmemesinde davacının kusurunun bulunduğunu savunmuştur. Bu durumda, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin kurulduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlık, taşımanın gerçekleşmemesinde taraflardan kimin kusurlu olup olmadığı, dolayısı ile pişmanlık navlunu alacağının sözkonusu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, navlun, süresterya, kurtarma ve yardım ücreti gibi alacakların bir para alacağı olması nedeniyle BK.nun 73/1. maddesi gereğince alacaklının ikametgahında takip ve dava açılabileceği kabul edilmiş olup, buna göre mahkemece, işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.