7. Hukuk Dairesi 2011/3753 E. , 2012/1202 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 166 ada 15 parsel sayılı 23181.47 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak kesinleşen kadastroya karşı tereke adına dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 166 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras bırakan Nurali Dünya mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir. Dava konusu 166 ada 15 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, davacının dayandığı 14/11/1977 tarih, 10, 11 ve 12 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı, zilyet davacı ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla, taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı ve tapu kayıtlarının uymaması halinde dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplanmıştır. Davacı tarafın tutunduğu 14/11/1977 tarih, 10, 11 ve 12 sayılı tapu kayıtlarının ilk tesis ve tedavülleri sorulmamış, tapu kayıtları tescil ilamı ile oluşmasına rağmen haritaları getirtilmemiş ve mahalline uygulanmamıştır. Dava konusu taşınmazın geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı da yöntemine uygun şekilde araştırılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacının dayandığı 14.11.1977 tarih, 10, 11 ve 12 sayılı tapu kayıtlarının dayanağı harita Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle davacının dayandığı tapu kaydının dayanağı harita yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile tutunulan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği eşitlenmeli, çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın davacının dayandığı tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmadığından, dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda komşu köylerden seçilecek mahalli bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazın mera olup olmadığı yolunda tutanak bilirkişilerinden de ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.