11. Hukuk Dairesi 2010/9052 E. , 2012/980 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR :1-... VEKİLİ : Av. ... 2-Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.02.2010 tarih ve 2008/549-2010/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin kaybettiği nüfus cüzdanını bulan kişilerce kimlik bilgileri kullanılarak sahte nüfus cüzdanı düzenlenip bu cüzdan ile noterden imza sirküleri çıkartıldığını, davalı bankada çek hesabı açıldığını, gerekli özen gösterilmeden verilen çek karneleri nedeniyle müvekkilinin tutuklandığını, tekrar tekrar emniyet ve mahkemede ifade vermek zorunda kaldığını, evine sık sık polis gelmesi nedeniyle itibarının zedelediğini, karşılıksız çek keşide etmekten Merkez Bankası kayıtlarına alınması nedeniyle hiç bir şekilde kredi ve çek karnesi kullanamadığını, aile saadetini kaybettiğini ileri sürerek, 500.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden ticari işlerde uygulanan en yüksek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ..., noterliklerinde işlem yapılırken gerekli kontrollerin yapıldığını, görevi ihmal suçundan açılan davada beraat ettiğini, talep edilen tazminatın da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı banka vekili, zamanaşımı yönünden ve esastan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, faili meçhul kişi gerçek nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırdığından, noterin nüfus sistemi veri tabanına girse dahi aynı bilgilerle karşılaşacağından noter yönünden illiyet bağının kesildiği; banka yönüden ise imza sirkülerinin noter tarafından düzenlenmesi sebebiyle iğfal kabiliyetinin bulunduğu, dava dışı faile davacıya ait kimlik belgesine istinaden çek karnesi veren davalı bankanın yasanın aradığı tüm belgeleri elde ettiği, resmi belgeye dayanması nedeniyle banka yönünden de illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle, her iki davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı banka vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve haksız eylem devam ettikçe zamanaşımının işlemesinin söz konusu olmamasına göre davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ./...
2010/9052 2012/980 S-2
2-Dava, usulsüz çek hesabı açılmasına bağlı olarak uğranıldığı iddia olunan manevi tazminatın tahsiline ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalılardan ...'ın, davacının kaybettiği nüfus cüzdanına dayalı olarak imza sirküleri düzenlediği, diğer davalı bankanın da dava dışı kişiye çek hesabı açmış olduğu, bu çeklerin üçüncü kişilere keşide edilmesi sonucu davacının çeşitli hukuki ve cezai takibatlara maruz kaldığı yanlar arasında çekişmesizdir. Noterlik Kanunu’nun 162 nci maddesi gereğince davalı noterin kusursuz sorumluluğu söz konusu ise de, kusursuzluğunun ispatı yerine, zarar ile uygun nedensellik bağının kesildiğini kanıtlaması durumunda sorumluluğunun ortadan kalkacağı da açıktır. Kusursuz sorumlulukta nedensellik bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurlu veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacının kaybettiği nüfus cüzdanına bir başka kişinin resmi yapıştırılmak suretiyle imza sirküleri temin edilmiş olduğundan, davalı noter ..., zararlandırıcı eylemden sorumludur. Davalı, yukarıda belirtilen üç halden birisinin varlığını kanıtlayamadığı gibi, ceza mahkemesinin beraat kararı da BK 53. maddesi anlamında hukuk hakimini bağlayıcı mahiyette değildir. Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin bu davalıya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Davacının, davalı bankaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; BK'nun 99. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan bankaların çek hesabı açarken, olaya uygulanması gereken Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. ve 5941 sayılı Çek Kanununun 2. maddesinin 1 fıkrasında belirtildiği üzere, kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstermeleri ve bankanın iç işleyişine ilişkin mevzuat hükümlerine uygun hareket etmeleri gereklidir. Bu kapsamda bankalar sadece kendilerine ibraz edilen bir kısım belgelerle yetinmeyip, hesap açtırmak isteyen kişiyi işyeri seviyesinden soruşturmak ve benzeri incelemeleri yapmak suretiyle hesap açmak durumundadırlar. Bu itibarla, mahkemece öncelikle davalı finans kurumunun, çek hesabı açarken aranacak koşullara ilişkin bir iç mevzuatını bulunup bulunmadığı soruşturulup dosya içine celbedilmesi ve hayali kişi adına çek hesabı açan davalının hangi nedenle kusursuz olduğunun somut gerekçelerinin tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı bankanın temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
davalı 21,15 H 17,15 PH 04,00 BK 08.03.2012-RK