11. Hukuk Dairesi 2010/1508 E. , 2012/778 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.10.2009 tarih ve 2008/23 - 2009/535 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.01.2012 günde hazır bulunan davacı vekili Av. Ekin Pınar Atay ile davalı vekili Av. Burak Koçak geldiler, taraf avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi Mutl....... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıya ait aracın kendisi tarafından kullanıldığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu aynı araç içinde bulunan ...’un malul kaldığını ve olay tarihini kapsayan araca ait zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesinin bulunmaması nedeniyle malul kalanın talebi üzerine 40.000,00 TL tazminatın 30.03.2006 tarihinde müvekkili tarafından ödendiğini, yapılan ödemeden dolayı davalıya rücu haklarının doğduğunu ileri sürerek, ödenen miktarın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının ödeme yaptığı ...’un kendisinin sanık olduğu ceza davasında şikayetçi olmadığını, kimseden maddi ve manevi tazminat talebinin bulunmadığını belirterek beyanını imzaladığını, bu hususları davacıya bildirdiğini, davacının da ...’a aldığı tazminatı iade etmesi için ihtarda bulunduğunu, davacının yanlışlıkla yaptığı ödemeden dolayı sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 02.09.2004 tarihinde davalı ...’a ait ve kendisinin kullandığı aracın karıştığı kaza sonucu aynı araç içinde bulunan ...’un malul kaldığı, olay tarihinde araca ait zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin bulunmadığı, malul kalanın talebi üzerine 40.000,00 TL tazminatın 30.03.2006 tarihinde ödendiği, davalının sorumluluğunun 48.223,38 TL olduğu tespit edilmekle taleple bağlı kalınarak davanın kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, 40.000,00 TL tazminatın ödeme tarihi olan 30.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. ..../....
2010/1508 2012/778
-2-
Dava, davacı ... tarafından dava dışı zarar görene yapılan ödemenin davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davalının maliki olduğu aracın 02.09.2004 tarihinde kendisi tarafından kullanıldığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu aynı araçta bulunan dava dışı ...’un yaralandığı, davalıya ait aracın kaza tarihini kapsayan zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması nedeniyle zarar görenin talebi üzerine davacı ... tarafından zarar görene ödeme yapıldığı hususlarında bir çekişme olmayıp, davacı zarar görene yaptığı ödemenin zarar sorumlusu olan davalıdan rücuan tahsilini istemektedir. Davalı ise tüm yargılama boyunca yaptığı savunmalarda, dava dışı zarar gören ve kendisine ödeme yapılan ...’un ceza davasında verdiği beyanında kendisinden şikayetçi olmadığını, kimseden maddi ve manevi tazminat isteminin bulunmadığını belirttiğini ve bu beyanını imzaladığını, bu beyanına dayalı olarak ceza davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmüş olduğunu, bu durumda dava dışı zarar görenin verdiği beyan ile tazminat haklarından vazgeçmiş olmakla davacı ... Hesabına devredeceği bir tazminat talep hakkının bulunmadığını belirtmiştir. Mahkemece, ceza dosyasının getirtilerek bu hususların karara geçirilmiş olmasına rağmen davalının bu savunması üzerinde durulmamış, dava dışı zarar görenin sözkonusu beyanının davacının davalıya yönelik rücu hakkını etkileyip etkilemediği yönünde hukuki bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Bu durumda, dava dışı zarar görenin ceza davasındaki beyanının işbu davaya etkisi üzerinde durularak sonucuna göre davacının dava dışı zarar görene yaptığı ödemeyi davalıdan rücuan talep hakkının bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
07.02.2012 - SK