6. Hukuk Dairesi 2011/9618 E. , 2011/13830 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, bir kısım ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi, mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bedeli olan 29.450 TL’nin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile ev ve çeyiz eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde belirlenen değerlerinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ; Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların 24.5.2008 tarihinde evlenmelerinden sonra aralarında geçimsizlikten kaynaklanan bir takım sorunlar yaşandığını, bunun sonucunda davalının davacıyı ortak konuttan kovduğunu, aralarında halen boşanma davasının görülmekte olduğunu, davacıya düğünde takılan ziynet eşyaları ile davacının evlenirken ortak konuta götürdüğü dava dilekçesinde yazılı eşyaların orada kaldığını belirterek, ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesini, mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla değeri olan 29.450 TL’nin tahsili istemiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, tarafların ayrılık ve boşanma sürecinde davalının davacıyı defalarca arayarak evde bıraktığı çeyiz eşyalarını almasını söylediğini, eşyaların bir bölümünün halen davalının babasının evinde muhafaza edildiğini, ziynet eşyalarının ise sürekli davacının yanında bulunduğunu, bunları davalının almasının söz konusu olmadığını, kaldı ki davacının ortak konutu davalı yurt dışında iken terk ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır. Olayda, davacı ile davalı 24.5.2008 tarihinde evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden müşterek çocukları bulunmamaktadır. Dosya kapsamı ve boşanma davası içeriğine göre tarafların evlenmelerinden sonra davalının ailesi ile birlikte ikamet etmeleri nedeniyle aralarında sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Davalı koca tarafından Kayseri 2. Aile Mahkemesi’nin 2009 / 63-1317 sayılı dosyasında açılan boşanma davası da davanın kabulü ile sonuçlanmıştır. Davacı düğünde kendisine takılan ziynetlerini evden kovulduğu sırada alamadığını, davalıda kaldığını ileri sürmüş ise de, evden son ayrıldığı tarih itibariyle dava konusu ev ve ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve evlilik sırasından kendisinden alındığını, sunduğu delillerle ispat edememiştir.Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde ve 28.7.2010 tarihli delil listesinin 5. bendinde “ve sair her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, dava konusu ziynetlerin evlilik birliği sırasında kendisinden alındığı, ortak konuttan ayrıldığı sırada alamadığı, davalı tarafta kaldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 6.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.