7. Hukuk Dairesi 2011/1171 E. , 2011/7724 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, davacı tarafın paydaş bulunduğu ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 226 parsel sayılı taşınmazda davalıların 11.08.2008 ve 12.08.2008 tarihlerinde pay satın almak suretiyle paydaş oldukları, taşınmaz üzerinde bulunan dava konusu bağ fidanlarının, davalı tarafça alınan payların satış tarihinden önce davacı tarafından meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mülkiyetine tabidir. Taşınmazın arzının maliki olan paydaşlar tapu payları oranında taşınmaz üzerindeki muhtesatların da maliki sayılırlar. Somut olayda davalı taraf taşınmaz üzerindeki muhdesat meydana getirildikten sonra satın alma yolu ile taşınmazda paydaş olduğuna göre, bu satın alma ile üzerindeki muhdesatın da bedelini ödeyerek taşınmaza sahip olduğu tartışmasızdır. Bu halde sebepsiz zenginleşen tarafın taşınmazdaki payını satan kişi olduğu,davacı tarafın ise ancak o kişiye karşı B.K.nun 60/1. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açma hakkının doğduğunun kabulü gerekir. Bu nitelikteki dava ise eda davası niteliğindedir. Öğretide ve uygulamada eda davası açılmasının mümkün bulunduğu hallerde tespit davasının açılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşulu olup mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek ve yasal düzenlemeler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.