11. Hukuk Dairesi 2010/7 E. , 2011/16896 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2009 tarih ve 2007/449-2009/331 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2011 gününde dava tebliğine rağmen duruşmaya gelen olmayıp, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı bulunan işyerinin 20.02.2002 tarihinde çıkan yangın sonucunda (537.541,77 ) TL hasara uğradığını, hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, prim peşinatı ödenmediğinden teminatın başlamadığını, rizikonun çıkış sebebi hakkında ciddi şüphelerin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemize ait 15.03.20007 tarihli ilam dayanılarak, dava konusu ödeme formunda kredi kartının son kullanma tarihinin ve CVV numarasının yanlış yazıldığı ve bu durumun davacının kusuru olduğu, davalının da formdaki güvenlik kodu yanlış yazılsa da bu durumu 25.01.2002 tarihinde öğrendiği halde sigortalısına bildirmediğinden, yine kredi kartı ödeme formuyla müşterideki kredi kartını karşılaştırmadığından kusurunun bulunduğu, bu süreçte davacının % 25 oranında müterafik kusurlu kabul edildiği, toplam zarar miktarının ( 537.541,77 ) TL. olduğu ve bu miktardan ( 3.459,30 ) TL. prim borcunun mahsup edilmesinin gerektiği gerekçesiyle, davanın ( 400.561,85 ) TL. üzerinden kısmen kabulüne, anılan meblağın 30.08.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu kredi kartı hesabının prim ödenmesi gereken tarihlerde müsait olduğunun 13.05.2002 tarihli banka yazısından ve mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 21.05.2008 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlerden anlaşılmasına ve mahkemece hükmedilen alacağa avans faizi oranında temerrüt faizi değil yasal faiz oranında temerrüt faizi yürütülmüş bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Ancak dava, işyeri sigortası, elektronik cihaz sigortası ve makine kırılması sigortası sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemizin 15.03.2007 tarihli bozma ilamına uyulmuş, davacının (cvv) kod numarasını davalıya verdiği kredi kartı ödeme formunda yanlış yazdığı tespit edilmiş ve davacı bu nedenle müterafik kusurlu bulunmuştur. Mahkemece kurulan bu hüküm gerekçe yönünden davacı tarafından temyiz edilmediğinden, davacının kod numarasını davalıya yanlış verdiği hususu kesinleşmiştir. Bu durumda bozma kapsamına göre davalı ... şirketinin kusurunun, davacının kusurundan daha fazla olmaması gereklidir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan davacıya %25 oranında kusur izafe edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Ayrıca, mahkemece davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için görüşüne başvurulan bilirkişi raporuna karşı davalı vekilince, hasar araştırmasının yeterli şekilde yapılmadığı, hangi malların kullanılmaz halde olduğunun kalem kalem belirtilmediği, sadece alış faturalarının incelenip satış faturalarının ve diğer belgelerin incelenmediği, demirbaşların sovtaj değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmediği, sadece tespit bilirkişisi raporunun tekrarlanmasıyla yetinildiği bildirilmiş, mahkemece davalının bu itirazları karşılanmadan karar verilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, içinde elektrik, inşaat ve muhasebe işlerinden anlar bilirkişilerin bulunduğu yeni bir heyet oluşturularak, davalı vekilinin bilirkişi raporuna esaslı itirazlarının karşılanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir. 4- Yine hem tespit bilirkişi raporunda hem de mahkemece davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacının işyerinde bulunan “demirbaşların” uğradığı hasar bedeli olarak, bilgisayarlar, reklam panoları, inşaat işleri, elektrik tesisatı, soğutucu dolaplar, çelik ve ahşap raflar hasarları toplamı üzerinden (255.263.622.430) TL. şeklinde bir meblağ belirlenmiş, mahkemece de demirbaş hasarı olarak anılan meblağa hükmedilmiştir. Oysa taraflar arasında limitleri, dekorasyon: 20.000 TL., makine: 150.000 TL., emtia: 270.000 TL. olan işyeri paket sigorta poliçesi, limiti 72.000 TL. olan elektronik cihaz sigorta poliçesi ve 9.500 TL. olan makine kırılması sigorta poliçesi olmak üzere üç ayrı sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu durumda davacının talep edebileceği tazminat miktarı belirlenirken, anılan poliçe teminat türlerinin ve limitlerinin dikkate alınması gerektiği tabiidir. Davalı tarafından da bilirkişi raporunda poliçe teminat limitlerinin aşıldığı ve eksik sigorta halinin dikkate alınmadığı itirazı ileri sürülmüştür. Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın her bir sigorta sözleşmesine göre ayrı ayrı incelenip değerlendirilmesi, davacının bu sigorta türlerinden hangilerine dayanarak talepte bulunabileceğinin belirlenmesi, davacının talepte bulunabileceği belirlenen poliçelerdeki teminat limitlerinin dikkate alınarak, tazminat hesabının bu limitlere ve teminat türlerine göre ayrı ayrı yapılması ve bu poliçeler için eksik sigortanın bulunup bulunmadığının ayrı ayrı belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.