7. Hukuk Dairesi 2011/1668 E. , 2011/8395 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 140 ada 15 parsel sayılı 16112.78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında ... mahkeme ilamına tutunarak davaya katılmıştır. Mahkemece ... tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, katılan davacı ...'ın davasının redine karar verilmiş; hüküm, katılan davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyiz konusu 140 ada 15 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine'nin tutunduğu 8.12.1955 tarih 3 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve tapunun hukuki değerini yitirmediği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Davalı Hazine adına oluşturulan tapu kaydının 4753 ve 5618 sayılı Yasalar gereğince yapılan çalışmalar sonucunda oluşturulduğu anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesinde 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca Hazine adına oluşan tapu kaydının oluştuğu tarihten önce zilyet taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmesi halinde bu nitelikteki yerlerin zilyetleri adına tesciline karar verileceği belirtilmiştir. Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde katılan davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamış, taşınmazın bulunduğu yerde 1930'lu yıllarda 2510 sayılı İskan Kanunu uyarınca dağıtım yapıldığı iddia edildiği halde bu yere ilişkin iskan haritası ve kayıtları getirtilmediği gibi, katılan davacı tarafından tutunulan davalı Hazine açısından kesin delil olmamakla birlikte katılan davacının zilyetliği açısından güçlü delil niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/45 – 1960/29 E.K sayılı dosyası dahi getirtilmemiş bu ilamın 22.bendinde belirtilen 10000 m2'lik bölümün kapsamı tespit edilmemiştir. Öte yandan dava ve temyiz konusu taşınmazın bulunduğu yerde yetkili idari makamlarca 4753, 5618 ve 4342 sayılı Kanunlar gereğince mera tahsisinin yapıldığı ve kesinleştiğinin bildirilmiş olmasına ve dayanak tapu kaydında da doğuda mera okuduğunun anlaşılmasına göre mera yönünden bir araştırma ve uygulama yapılmaması dahi isabetsizdir. O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle katılan davacının tutunduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/45-1960/29 E.K sayılı dava dosyasının mahkemesinden, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca yapılan mera tahsisi ile ilgili evrak ve haritaların İl Tarım Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca tahsisi edilen mera ile ilgili karar ve haritanın İl Özel İdare Müdürlüğünden, taşınmazın bulunduğu yerde 2510 sayılı İskan Kanununa göre uygulama yapılıp yapılmadığının yapılmış ise iskan haritası, kaydı ve dağıtım cetvelinin birer suretleri Tapu Sicil ve Bayındırlık ve İskan Müdürlüklerinden getirtilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı ve yansız yerel bilirkişi, tarafların göstereceği tanıklar, belirtmelik tutanağı ve tutanak bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, haritaların ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı fen bilirkişisi eli ile iskan haritası, mera tahsis haritaları, toprak komisyonu haritası, Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası içerisindeki harita kadastro paftası ile çakıştırılmalı, Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası bulunamadığı taktirde ilamın 22.sırasında yazılı 10000 m2'lik bölüm sınırlara göre mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle saptanmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile tutanak içeriği çeliştiğinde belirtmelik tutanağı ve tespit tutanağı bilirkişileri dinlenmek suretiyle aykırılık giderilmeli, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın niteliği ve özellikle mera olup olmadığı hususunda ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın tahsisli meraların ve diğer kayıtların kapsamı dışında kalması halinde katılan davacı yararına Hazine tapusunun tesis edildiği 8.12.1955 tarihinden önce 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hukuksal olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulması isabetsiz, katılan davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 22.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.