Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2011/9883 E. 2011/14218 K.

Yargıtay 2011-10-20 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2011/9883 E. , 2011/14218 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2008 gün ve 2007/626-2008/693 sayılı kararı bozan Daire’nin 04.04.2011 gün ve 2009/11523 - 2011/3796 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde bulunan internet bankacılığına açık hesaplarından, davalının gerekli güvenlik önlemini almaması nedeniyle iki seferde 12.700,00 TL’ nın müvekkilinin bilgisi haricinde internet şifreleri kırılarak tanımadığı kişinin hesabına aktarılarak çekildiğini ve davalının özen yükümlüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, işlemin davacıya ait şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin tüm güvenlik önlemlerini eksiksiz aldığını, şifre ve bilgilerin sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, davacını şifre ve bilgilerin korumak için gereken güvenlik önlemlerini almadığını, müvekkiline yüklenecek kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının, internet şifre ve kişisel bilgilerini korumada özensiz davranması, başka kişilerce hesabına girilmesi ve şifresinin değiştirilmesine rağmen durumu bankaya bildirmemesi nedeniyle ikinci işlemin gerçekleştirilmesine neden olduğundan 3/4 oranında, davalının ise, ek güvenlik önlemlerini tüm müşterileri için zorunlu hale getirmemesi ve yanlış şifre girilmesine rağmen hesap üzerine bloke konulmaması nedeniyle 1/4 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.195,00 TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 04.04.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur. Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 442.maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 20.10.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

Dava, davacının kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerce kullanılması suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından bilgisi dışında yapılan havaleler yoluyla gerçekleştiği ileri sürülen maddi zararın tazminine yöneliktir. Mahkemece, tarafların müterafik kusurlu oldukları kabul olunarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemiz çoğunluğunca davacının temyiz itirazlarının kabulüyle davalı bankaca davacıya verilen şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğinin ispatlanamaması nedeniyle davalı bankanın zararın tümünden sorumluğu bulunduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiş, bu aşamada ise davalı bankanın karar düzeltme isteminin reddi cihetine gidilmiş olup davalının karar düzeltme isteminin kabulü ve mahkeme kararının onanması görüşündeyim. Şöyle ki; Dairemizin bozma kararına da yansıdığı üzere, Dairemiz, bu nitelikte ortaya çıkan zararda ilgili tarafların müterafik kusurunun var olabileceğini ilke olarak kabul etmekte olup Daire çoğunluğu ile bu konuda farklı bir düşüncede değilim. Ancak, somut olay bakımından, yerel mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, davaya konu zararlı sonucun davacının bilgisayarından üçüncü kişilerce elde olunan kişisel bilgiler kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, basiretli davranmak zorunluluğunda bulunan davacının, davalı banka ile arasındaki sözleşme hükümlerine de aykırı biçimde, kendi egemenlik alanındaki bilgisayarında kayıtlı kişisel verilerini korumakta gerekli özeni göstermediği gibi sözleşmenin tarafı davalı bankanın sunduğu güvenlik önlemlerinden hiçbirine de itibar etmediği, bu suretle kişisel bilgilerinin kötüniyetli kişilerin eline geçmesi ve bu bilgiler kullanılarak sisteme girilmek suretiyle gerçekleşen zararın oluşmasında davacının bu tutumunun da etkili olduğu, bir başka söyleyişle, zararlı sonucun ortaya çıkmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı bankanın mahsup isteminde bulunması yasaya ve somut olayın özelliklerine uygun olup, mahkemece bilirkişi raporuyla belirlenen kusur dağılımı üzerinden karar verilmiş olmasında usul ve yasaya herhangi bir aykırılık görmediğimden, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanması görüşündeyim.