6. Hukuk Dairesi 2011/6882 E. , 2011/11272 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlıktan çıkarma davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazda davalının paydaşlıktan çıkarılması istemine ilişkindir. Mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili, dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazlarda davalı ile paydaş olduklarını, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve aile şirketlerinin işleyişine engel olduğu, ortaklığının giderilmesi davası açmak suretiyle müşterek mülkiyet ilişkisini çekilmez hale getirdiğini belirterek davalının paydaşlıktan çıkarılmasını istemiştir. Davalı vekili ise davanın reddini savunmuştur. Paydaşlığın giderilmesi ve paydaşlıktan çıkarma davaları amacı ve sonucu itibariyle farklılık göstermekte ise de uyuşmazlığın çözümü için izlenecek yol ve yapılacak araştırma, inceleme açısından benzerlikler taşımaktadır. Gerçekten konunun düzenlendiği TMK.nun 696.maddesinde (MK 626/a) açıklanan yönteme göre paydaşlıktan çıkarma davasında da paydaşlığın giderilmesi davasında olduğu gibi öncelikle paydaşlıktan çıkarılması istenen paydaşın payını karşılayacak kısmın maldan ayırmaya olanak bulunup bulunmadığının yani payın aynen ayrılmasının mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Bu hususun tesbiti için izlenen yol malın aynen bölüşülmesi (aynen taksim) suretiyle paylı mülkiyetin sona ermesi davasındaki yolun aynısıdır. Paydaşın payının aynen ayrılmasına olanak bulunmadığının anlaşılması halinde bu payı isteyen paydaş da bulunmazsa hakim, davalıya payını devretmesi için bir süre belirler ve bu süre içinde devredilmeyen payın açık artırmayla satışına karar verir. Paydaşlıktan çıkarma davalarında da paydaşlığın giderilmesi davasında olduğu gibi paya ait satış kararı cebri icra yoluyla paraya çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine getirilir. Bu benzerlikler nedeniyle yasa koyucu eski M.K.nun 626.maddesine 14.11.1990 tarih 3678 Sayılı Kanunla eklenen 626/a maddesinde yapılan bu yeni düzenlemede bu dava türü için görevli mahkeme hakkında özel bir düzenleme yapılmasına gerek görmemiştir. Tüm bu nedenlerle 14.11.1990 tarih 3678 Sayılı Kanunla eklenen eski M.K.nun 626/a maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar Dairemizin yerleşen devamlılık gösteren içtihatlarında yasa koyucunun görev hususunda düzenleme yapmaması ve yasa düzenlemesi dikkate alınarak bu tür davalara bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan bu olgular karşısında görevli mahkemenin paydaşlığın giderilmesi davalarında olduğu gibi Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü ile davanın esasının incelenmesi gerekirken aksi görüşle görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.10.2011 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy yazısı
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiştir. Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi HUMK.nın 8 (HMK.nın 4.) maddesinde sayılmıştır. Paydaşlıktan çıkarılma davası TMK.nın 698. v.d maddesinde düzenlenen paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi davalarından ayrı olarak TMK.nın 696.maddesinde düzenlenen ayrı bir davadır. Paydaşlıktan çıkarılma davası Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevleri arasında sayılmamıştır. Bu durumda görev, davanın malvarlığından kaynaklanması nedeniyle paydaşlıktan çıkarılması istenen payın dava tarihindeki değeri nazara alınarak belirlenmelidir. Paydaş şirket borcu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır. Davaya konu payın dava tarihindeki değeri belirlenerek görev konusu değerlendirilmek üzere hükmün bozulması gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.20.10.2011 Üye ...'ın Karşı Oy yazısı Davacı, bu dava ile dava konusu taşınmazda tarafların paylı mülkiyet hükümlerine göre müştereken paydaş olduklarını, davalının olumsuz davranışları ile ortaklığın çekilmez hale geldiğini ileri sürerek davalının paydaşlıktan çıkarılmasını istemiştir. Davalı ise, usule ilişkin itirazlarından sonra, davacı talebinin haklı nedenlere dayanmadığından açılan davanın reddini istemiştir.Mahkemece, ortaklığın mal varlığının Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırını aştığı gerekçesiyle görevsizlik kararı ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizleri üzerine Dairemizin değerli çoğunluğu tarafından paydaşlıktan çıkarılmayla ilgili TMK.’nun 696.maddesinde görevli mahkemenin belirlenmediğini, ortaklığın giderilmesiyle ilgili davaların paydaşlıktan çıkarılma davaları ile amacı ve sonucu itibariyle farklılık arz etmekle birlikte, araştırma, inceleme ve yöntem açısından her iki davada benzerlikler bulunduğunu, bu nedenle yasa koyucu tarafından görevli mahkemenin belirlenmesinde ayrı bir düzenlemeye gerek görülmediği gerekçesiyle görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü ile yerel mahkemenin görevsizlik kararı bozulmuştur. Dava, paydaşlıktan çıkarılma davasıdır. Uyuşmazlık ortaklığın giderilmesi davalarında olduğu gibi paydaşlıktan çıkarılma davalarınında da Sulh Hukuk Mahkemesinin münhasıran görevinde olup olmadığı noktasındadır. 1086 Sayılı HUMK.’nun 1. maddesine göre mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Bu itibarla mahkemelerin görevi kamu düzenini ilgilendiren kurallardan olup yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Aynı kanunun 8/1-2 fıkralarında Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu dava ve işler tek tek sayıldıktan sonra 3. fıkrasında bu kanun ve diğer kanunların Sulh Mahkemesi veya hakimini görevlendirdiği dava ve işlerin Sulh Mahkemesince görüleceği hüküm altına alınmıştır. Çoğunluk görüşünde de açıklandığı üzere 4721 Sayılı TMK.’nun 696. maddesinde paydaşlıktan çıkarma ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup görevli mahkeme belirtilmemiştir. Paydaşlıktan çıkarılma davalarının Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceğine dair kanunlarımızda bir hükme de yer verilmemiştir. HUMK.’nun değişik 8/1 maddesine göre mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı dava tarihi itibariyle 7,080.00 TL’yi geçmeyen davaların görülme yeri Sulh Hukuk Mahkemesidir. Öte yandan mahkemelerin görevi kanunla düzenlendiğine göre kanunun düzenlediği bir konunun içtihat yoluyla düzenlenmesi düşünülemez. Başka bir ifadeyle kanunla düzenlenen bir konuda içtihada yer yoktur. Bu evrensel kural, Yargıtay CGK.'nun 7.10.1991 gün ve 1991/6-230 E. 1991/261 K.sayılı içtihadında "Yorum ya da içtihat yoluyla yasa koyucunun amacı dışına çıkmak mümkün değildir" denmek suretiyle açıklanmış bulunmaktadır. Nitekim 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.nın 1.maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü öngörülerek bu konudaki tüm rededdütler giderilmiş durumdadır. Somut olayımızda dava değerinin 7.080.-TL çok üzerinde olduğu tarafların kabulündedir. Az yukarıda açıklandığı üzere mahkemelerin görevi kamu düzenine ilgilendiren kurallardan olup yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re’sen gözetilmesi gerektiğinden mahkemenin dava değerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirlenerek görevsizlik kararı vermesi gerekirken, ortaklığın mal varlığının Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırını aştığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur. Tüm bu nedenlerle, dava konusu payın değeri gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, dava konusu olmayan ortaklığın mal varlığı gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi, usul ve yasaya uygun bulunmadığından, görevsizlik kararı bu nedenle bozulması gerekirdi. Paydaşlıktan çıkarılma davalarının münhasıran Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevinde olduğuna ilişkin sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyorum.20.10.2011