Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

6. Hukuk Dairesi 2011/5855 E. 2011/10081 K.

Yargıtay 2011-10-03 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

6. Hukuk Dairesi 2011/5855 E. , 2011/10081 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya iadesi-alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak dava değeri itibari ile duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı vekilinin hüküm altına alınan ziynet alacaklarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların boşandıklarını, müvekkilinin, davalının tartışma neticesinde kendisini evden kovması nedeniyle sadece üzerindeki eşofmanla evden ayrıldığını, tarafların o tarihten beri ayrı yaşadıklarını, yapılan eşya tespiti neticesinde eşyaların bir kısmının teslim alındığını ancak bir kısım eşyaları ile ziynet eşyalarının teslim edilmediğini belirterek müvekkiline ait eşyaların ve ziynet eşyalarının aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Davalı ise cevabında davaya konu olan eşyaların davacıya ait olmadığını, eşyalarının kendisine teslim edildiğini, ziynet eşyalarının ise kendisinde olmadığını, bu takıların davacı tarafından evlilik birliğinin devamı sırasında kaçırıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Olayda, davacı tarafından, davalının tartışma neticesinde kendisini evden kovması nedeniyle sadece üzerindeki eşofmanla evden ayrıldığı iddia edilmiş ise de davacının evden kovulduğu, dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğu ve zorla elinden alındığı, daha önce de götürme fırsatı elde edemediği hususunu dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde “her türlü yasal delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda, davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda ( 2 ) No’lu bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 3.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.