Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

5. Ceza Dairesi 2010/10990 E. 2011/9361 K.

Yargıtay 2011-07-05 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

5. Ceza Dairesi 2010/10990 E. , 2011/9361 K.

"İçtihat Metni" Rüşvet alma, rüşvet verme, dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ... ve ...’nin bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’ın rüşvet alma suçundan, sanık ...’ın rüşvet verme suçundan, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...) ve ...’nin ise resmi evrakta sahtecilik suçundan beraetlerine, tüm sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın atılı resmi evrakta sahtecilik suçundan mahkümiyetlerine ve sanık ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.10.2008 gün ve 2008/104 Esas, 2008/134 Karar sayılı hükümlerin Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri ile katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi; CGK.nun 07.11.2006 gün ve 2006/213-229 sayılı kararında ayrıntısı açıklandığı üzere; CMK.nun 34/2, 231/2. ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Yasanın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 22.10.2008 günlü kararda ise başvuru şekilleri gösterilmeyerek anılan hükümlere aykırı davranıldığı, bu itibarla sanık ... müdafiin 18.11.2008 günlü temyiz isteminin de süresinde olduğunun kabulüne ve ayrıca sanık ... hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı CMK.nun 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanunun 264. maddesi gözetilerek katılan vekilinin temyiz isteğinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince 6008 sayılı Kanun hükümleri de nazara alınıp gerekli karar verilebileceğinden, incelemenin bu sanık hakkındaki ortadan kaldırma hükmü ve diğer sanıklar hakkındaki hükümlere yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Delilleri, takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...) ve ... hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen beraet hükümlerinin tebliğname gibi ONANMASINA, Tüm sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davalarının ortadan kaldırılmasına ilişkin hükümlerin incelenmesinde: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi uyarınca düşmesi yerine ortadan kaldırılmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihet yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümde yer alan "ortadan kaldırılmasına" ibaresinin çıkartılıp, yerine "düşmesine" yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Sanık ... hakkında rüşvet alma suçundan, sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraet hükümlerinin incelenmesinde: Sanıklara isnat olunan suçların temas ettiği 765 sayılı TCK.nun 212/2 ve 213/1. maddelerinde öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı yasanın 102/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanıkların sorgusunun yapıldığı 05.01.2001 tarihinden itibaren inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan mahkümiyet hükümlerine yönelik itirazlara gelince: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık ...’ın, oğlu ... ve eşi ...’ın başkalarının sağlık güvencesi kullanılarak tedavi edilmesi amacıyla işlenen her iki sahtecilik suçuna iştirak etmek suretiyle aynı suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak Kanunun aynı maddesini birden fazla ihlal ettiği halde hakkında teselsül hükümlerinin uygulanmaması, Sanık ... hakkında lehe Yasanın tespiti sırasında; sübuta eren resmi evrakta sahtecilik suçu için 765 sayılı TCK.nun 339/1. maddesinde “üç yıldan on yıla kadar” hapis cezası öngörülmüşken 5237 sayılı TCK.nun 204/2. maddesinde cezanın üst sınırının sekiz yıla indirildiği nazara alınarak her iki yasa bakımından temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmada olduğu gibi üst sınıra yaklaşma bakımından da dengenin kurulması gerektiği gözetilmeyerek temel cezaların aynı miktar (5 yıl) olarak belirlenmesi ve 5237 sayılı TCK. nun 43. maddesi ile 1/3 oranında artırım yapılarak asgari artırım olan oranı 1/4’ten çok az uzaklaşıldığı halde, 765 sayılı TCK.nun 80. maddesi uyarınca da aynı artırım oranı benimsenerek asgari had olan 1/6’nın iki katı artırım yapılması suretiyle orantılılık ilkesine aykırı biçimde uygulama yapılarak 5237 sayılı Yasanın lehe kabul edilmesi, Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında lehe yasanın belirlenmesinde 765 Sayılı TCK. ile 5237 Sayılı Yasanın gösterilen uygulaması sırasında her iki Yasa ile tayin edilecek nihai cezaların eşit olacağı kabul edildiği halde 53. maddesinde hak yoksunluğu öngören 5237 sayılı Yasanın aksine 2 yıl 6 ay hapis cezası için hak yoksunluğu öngörmeyen 765 sayılı TCK.nun sanıklar lehine olduğunun gözetilmemesi, Kabule göre de; Suç tarihinde 18 yaşını bitirmediği anlaşılan sanık ...’ın cezasından 5237 sayılı TCK.nun 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılmaması suretiyle fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.