11. Hukuk Dairesi 2011/2724 E. , 2011/6875 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.01.2011 tarih ve 2010/345-2010/345 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak alacaklı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2011 gününde davacı vekili avukat ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili, müvekkili bankanın Mersin Liman Şubesi ile borçlu Dağ Yapı İnş.Turz.Ltd.Şti.arasında çeşitli tarih ve bedellerle imzalanan genel kredi taahhütnamesi gereğince borçlunun taksitli ticari krediler kullandığını, diğer borçluların sözleşmelerin müşterek müteselsil kefili olduklarını, görülen lüzüm üzerine hesabın kat edilmesine ve ihtarnamelerin tebliğ edilmesine rağmen hesabın tasfiye edilmediğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Borçlular vekili, ihtiyati haciz talep eden alacaklı bankanın göndermiş olduğu ihtarname üzerine banka ile görüşülerek 15.09.2009 tarihinde yeni bir ödeme planı oluşturduklarını, protokol kapsamı dahilinde borcun 18.09.2009-28.02.2013 tarihleri arasında 43 takside bölündüğünü, temliknameye istinaden ihtiyati haciz talep edilen tarihe kadar bankaya protokolde belirlenen vadeler dikkate alındığında, bugüne kadar ödenmesi gereken miktarın üzerinde ödeme yapıldığını savunarak, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, aleyhine ihtiyati haciz istenenler vekilince sunulan protokole göre taraflar arasında borcun 43 aylık takside bağlandığı, bu protokolun imzalanmasından sonra borçlu şirketin bir kısım alacaklarını temlik ettiği, bir kısım taksit ödemelerini yaptığı, bundan sonra ihtiyati haciz isteyen tarafından protokol hükümlerine uyulmaması nedeniyle davalı tarafa gönderilmiş bir ihtarnamenin bulunmadığı, protokolün 4.maddesinin de yeniden ihtarname gönderilmeksizin ihtiyati haciz isteme hakkını vermeyeceği gerekçesiyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, alacaklı vekili temyiz etmiştir. Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle istemin reddine karar verilmiştir. Oysa, ihtiyati haciz, bir para alacağının zamanında ödenmesini teminat altına almak için, geçici olarak mahkeme kararı ile borçlunun mallarına el konulması olup,bu anlamda, HUMK.da düzenlenen ihtiyati tedbirin özel bir türü olarak nitelendirilebilir. İhtiyati haciz talep edilmesinin koşulları, verilmesi ve diğer usule ilişkin hususlar, İİK.nun 257 ve vd. maddelerinde düzenlemiştir. Bir alacaklının ihtiyati haciz talebinde bulunabilmesi için en önemli koşul, alacaklı sıfatına sahip olmasıdır. Somut olayda alacaklı olduğunu iddia eden ve ihtiyati haciz isteminde bulunan banka borçlu olarak gösterdiği karşı taraftakilerin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesini ibraz etmiş, ayrıca bu sözleşme uyarınca tebliğ edilen hesap kat ihtarını da sunmuş olup, hesap kat ihtarından sonra taraflar arasında borcun tasfiyesine yönelik olarak bir protokol yapılmış olması karşısında protokol hükümlerine uyulmaması nedeniyle artık yeni bir ihtarname gönderilmesine gerek olmadığının kabulü gerekir.Zira, bu husus İİK.nun 257/1 maddesinde sayılan bir koşul olmadığı da açıktır. Bu durumda, mahkemece, alacaklı tarafın istemi salt İİK.nın 257/1 nci maddesi hükmünce değerlendirilerek ve borcun tasfiye edilmesine yönelik protokol hükümleri gereğince borçlulara yeni bir ihtarname gönderilmesine ihtiyaç bulunmadığı da nazara alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde istemin reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın alacaklı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın alacaklı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin borçludan alınarak alacaklıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.