7. Hukuk Dairesi 2010/4847 E. , 2011/2917 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 103 ada 1 parsel sayılı 78439.71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu ve vergi kaydına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... kamulaştırmaya dayanarak taşınmazın bir bölümüne, davacı Hazine taşınmaza uygulanan kaydın miktar fazlasının Hazine'ye ait olduğunu öne sürerek ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, Köy Tüzel Kişiliğinin davasının reddine, Hazine'nin davasının kabulüne, uzman bilirkişi tarafından 18.8.2008 tarihinde hazırlanan rapor ve haritada (b) harfi ile işaretli 34379.71 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı Hazine adına, (a) harfi ile işaretli 44060 m2 yüzölçümündeki bölümün tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davalı ...'in temyizi uzman bilirkişi tarafından 18.8.2008 tarihinde hazırlanan rapor ve haritada (b) harfi ile işaretli bölüme yöneliktir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın tutunduğu 1937 tarih 185 tahrir sayılı vergi kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, ne var ki vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmeyeceği, davalı tarafın tutunduğu 12.3.1958 tarih 29 sayılı sicilden gelen 28.3.1986 tarih 4 sayılı tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri dikkate alındığında, tapu kaydının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu, kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümüyle belirlenmesinin zorunlu olduğu, tapu kaydının kuzey, doğu ve güney sınırında 103 ada 108 parsel sayılı mera taşınmazı bulunduğu, hal böyle olunca tapu kayıt miktar fazlasının meradan kazanıldığının kabulü gerektiği, meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı hususları dikkate alındığında mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki; mahkeme hükmünden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm oluşturulması sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe etkili sonuç doğuran yasal düzenlemelere aykırı ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden 5.d bendinin hüküm yerinden tamamen çıkartılmasına, 6.bentte yazılı olan "..." isminin hüküm yerinden çıkartılmasına aynı şekilde 6.bentte yazılı olan "davalılar" kelimesinin "davalı" olarak düzeltilmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan 82.80 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 29.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.