Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

16. Hukuk Dairesi 2011/3115 E. 2011/1881 K.

Yargıtay 2011-04-14 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2011/3115 E. , 2011/1881 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVALILAR : ... VE MÜŞTEREKLERİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında temyize konu ...,...,... ada 58; 105 ada 47, 58, 67, 76; 109 ada 46; 111 ada 20, 26; 115 ada 2 ve 118 ada 1 parsel sayılı 4760.65, 1241.74, 8238.32, 1784.58, 7237.77, 2877.89, 1216.77, 4010.11, ...,..., 167.28 ve 417.71 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 1/5'er pay itibari ile davalılar ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazların kök muris ...’dan intikal ettiğini ve 1/2 payın annesi ...’in mirasçıları adına tescili gerektiği iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, tarafların kök murisi ...’nın babasından kendisine intikal eden tüm taşınmazları kardeşi ...’ya sattığı, ...’nın da satın aldığı taşınmazlar ile birlikte kendi payını da yeğeni olan davalıların murisi ... ...’ya sattığı, dava konusu taşınmazların kök miras bırakan ... ve davacının miras bırakanı ... ile ilgisi kalmadığı kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dosya kapsamından taşınmazların öncesinin tarafların miras bırakanları ... ve ...’ya ait olduğu anlaşılmakta olup, bu husus taraflar arasında da ihtilaf konusu değildir. Ancak davalı taraf kök muris ...’nın kendi murislerinden intikal eden tüm taşınmazlardaki payını kardeşi ...’ya sattığına dair 15.03.1938 tarihli ve ...’nın da kardeşi ...’dan satın aldığı payla birlikte kendi payını da miras bırakanları ... ...’ya sattığına dair 15.03.1939 tarihli adi satış senetlerini sunmuşlar ve bu suretle taşınmazların tamamının kendilerine devredildiğini ileri sürmüşlerdir. Davalıların ...’nın payını babaları ... ...’ya sattığı yönündeki iddiaları gerek taşınmazları...’ün sağlığında yeğeni ... ile birlikte kullanması, ...’ün ölümünden sonra da bu taşınmazları ...’in kullanmaya devam etmesi, gerekse dosyaya sunulan senedin HUMK.nun 297. maddesindeki koşulları taşıması nedeniyle kanıtlanmıştır. Kök muris ...’nın payını ...’ya sattığı iddia edilen senede gelince; bu senet 15.03.1938 tarihinde düzenlenmiş olup senet altında ...’nın mührü bulunmaktadır. Dosyaya gelen ./.. 2011/3115-1881 S/2

kayıtlarda ...’nın nüfus yazımında ölü olduğu için kaydına rastlanmadığı belirtilmiş olup, tanık beyanlarından ...’ın 1939 yılında depremde öldüğü anlaşılmaktadır. 15.03.1938 tarihli senet incelendiğinde 15.03.1956 tarihinde köy muhtarı ve azalar tarafından tasdik edildiği görülmektedir. HUMK'nun 297/2. maddesine göre "imza atmaya muktedir olmayan veya yazı bilmeyen bir kimse, sözleşme veya senedi imza edemeyeceğinden, imza yerine el ile yazılmış bir parmak izi veya mühür kullanabilir. Yalnız senetteki bu parmak izi veya mührün borçlunun oturduğu köy veya mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti kurulunca ve o yerde tanınmış iki tanık tarafından onaylanması lazımdır." HUMK'nun 297/2. maddesi ile ilgili olarak açıklanan bu çerçeve içerisinde somut olaya bakıldığında; satış senedi parmak izli olup köy ihtiyar heyetince senet düzenlendikten 18 yıl sonra 15.03.1956 tarihinde onaylanmış, satan kişinin, tanıkların ve Köy İhtiyar Heyeti'nin huzurunda düzenlenmediği gibi, senet içeriği adı geçen kişilerin huzurunda okunmamıştır. Bu durumda usulüne uygun biçimde onaylanmamış olan belgenin geçerli bir senet olarak kabulüne hukuken olanak yoktur. Kaldı ki, senet içeriği bilirkişi ve tanık beyanları ile de kanıtlanamadığından, hukuken geçerli olmayan bir senede dayanarak pay satın aldığı iddia edilen ...’nın kendi payını satarken düzenlenen 15.03.1939 tarihli senette ...’dan satın aldığı payı da devrettiği yönündeki beyanın da hukuken hüküm doğurması mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece dava konusu taşınmazların 1/2 payının ... ... mirasçıları adına, 1/2 payının da kök muris ... oğlu ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

...