Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2010/6703 E. 2011/2192 K.

Yargıtay 2011-04-05 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2010/6703 E. , 2011/2192 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masrafları yetersiz olduğundan duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve kurulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden davacı ile davalı ...’in kardeş oldukları, tarafların ortak miras bırakanının paydaş olduğu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat için davalı tarafça davacıdan ecr-i misil talep edildiği, davacının taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın üçüncü ve çatı katının kendisine ait olduğunun tespiti istemiyle görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur. Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi veya açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan HUMK 567 ve Kamulaştırma Kanunun 19.maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı gözetildiğinde, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, mülkiyet olgusunu doğuracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı ...’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 532,90 TL harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 05.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.