Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2009/5205 E. 2011/4373 K.

Yargıtay 2011-04-14 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2009/5205 E. , 2011/4373 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.02.2009 tarih ve 2007/642-2009/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı.... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma poliçesiyle sigortalı hastane donanım malzemelerinin Almanya’dan İstanbul’a kadar taşınmasının davalıya ait araçlar ile gerçekleştirildiği sırada malzemelerin bir kısmının hasarlandığını, meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili tarafından sigortalısına ödemede bulunulduğunu, davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla açılan davada 20.000.000.000 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile tazminat istemi 9.428,50 YTL artırılarak toplam 29.428,50 YTL’nin davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, meydana gelen hasar ile taşıma arasında illiyet bağı bulunmadığından müvekkilinin hasardan sorumlu olmadığını, davacının sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak gerçek zararını isteyebileceğini, davacının ıslah isteminin hak düşürücü süreden ve bozmadan sonra yapılması nedeniyle reddinin gerektiğini savunarak, davanın ve ıslah isteminin reddini istemiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya sigortalı hastane malzemesi niteliğindeki yükün davalı tarafça uluslararası havayolu ile taşınmasının gerçekleştirildiği, yasal süresi içinde davalı THY ambar görevlisinin de katılımıyla düzenlenen tutanakta gelen emtianın bir kısmında fiziksel hasarın olduğunun tespit edildiği, davacının isteminin davalının taşıyıcı olarak sorumlu tutulabileceği üst sınırın altında kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın esas ve ıslah istemi yönünden kabulü ile, 29.428,50 TL’nin 20.000,00 TL’lik kısmının dava tarihinden, 9.428,50 YTL’lik kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davacı nezdinde taşıma rizikolarına karşı sigortalanmış hastane donanım malzemelerinin davalı tarafından taşındığı sırada meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya yapılan ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Taşınan mallara ilişkin olarak düzenlenen 01.05.2002 tarihli tutanakta taşınan eşyaların ambalajının kifayetsiz olduğu, ambalajın fiziki olarak eşyayı koruyacak nitelikte olmadığı, hasarların buna bağlı olarak oluştuğu belirtilmiştir.Ekspertiz raporunda da hasarın bir kısım malzemenin ambalajsız olması, bir kısmının ambalajının yetersiz ve uygunsuz olması, usulüne uygun olmayan yükleme ve tahliyeler ile taşınan malzemelerin kargo uçağında değil de tarifeli uçakların bagajında taşınması nedeniyle sıkışması ve birbirine sürtünmesi sonucu oluştuğu belirtilmiştir.Bu durumda mahkemece, davalı tarafından taşınan malzemelerin neden ve ne şekilde hasarlandığının taşıma konularında uzman bir kişi ile taşınan malın niteliği de gözönüne alınarak hastane donanım malzemeleri konusunda uzmanlığı bulunan bir kişi ve hesap bilirkişinin katılımıyla oluşturulacak bilirkişi kuruluna yaptırılacak inceleme sonucu tespit ettirilmesi, meydana gelen hasarların ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığı sonucuna varılırsa davalı taşıyıcının malı teslim alma sırasında uyarmamaya bağlı olarak kusurlu bulunduğunun kabulü ile müterafik kusurunun tartışılması, ambalaj yetersizliği dışında başka nedenlerle de hasarların oluştuğu anlaşılırsa bu hususların da ortaya konularak davalının kusur durumunun tartışılması gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan ve davaya konu alanda uzmanlığı olmayan bilirkişilerden alınan rapora dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3- Öte yandan, davalı taşıyıcının sorumluluğunun üst sınırının tespitinde taşınan malın tamamının ağırlığının değil, hasarlanan malzemenin ağırlığının tespit edilerek sorumluluk üst sınırının hasarlanan mal ağırlığına göre tespitinin gerektiği gibi davalının sorumluluğunun tayininde esas alınan SDR biriminin karar tarihindeki veya karar tarihine en yakın tarihteki TL karşılığının hesaplanması gerekirken SDR’nin tutanak tarihindeki karşılığı olan TL üzerinden hesaplama yapılarak sorumluluk sınırının tespiti de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle de bozulması gerekmiştir. 4- Ayrıca, bozma kararı sonrasında devam eden yargılama sürecinde yapılan ıslah ile davaya konu miktar artırılmış ve mahkemece ıslah ile artırılan miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak, ıslahın HUMK’nun 84. maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de 04.02.1948 günlü 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslah yapılması mümkün değildir. Buna göre, davacı tarafça bozmadan sonraki yargılama aşamasında yapılan ve davalı tarafça da muvafakat edilmeyen ıslaha konu miktarın bu nedenle reddi gerekirken anılan içtihadı birleştirme kararına aykırı olarak ıslah ile artırılan miktarın da hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir. 5- Davalı tarafın ıslah ile artırılan kısma yönelik diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ıslah ile artırılan kısma yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.