11. Hukuk Dairesi 2009/8563 E. , 2011/1324 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.06.2008 tarih ve 2007/303-2008/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın yasanın amir hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına aykırı olduğunu, kendilerine gönderilen ikinci ihtarnamede yükümlülüklerini yerine getirmeleri için bir aylık süre verilmesinin gerekmesine rağmen 30 gün süre verildiğini, ayrıca ihtarnamede ödenmesi gereken miktarın herhangi bir karışıklığa yer vermeyecek şekilde gösterilmesinin gerektiğini, oysa ihtarnamelerde aidat borcunun 46.236 TL, banka borcunun ise 40.000 TL olarak belirtilmesine rağmen toplam ödenmesi gereken miktarın 76.000 TL olarak belirlendiğini, ödenmesi gereken miktar konusunda karışıklığa yer verildiğini, kooperatifin belirlediği borç miktarının afaki olduğunu ileri sürerek davalı kooperatif yönetim kurulunun 30.04.2007 tarih, 45 numaralı ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, aidat borçlarını ödemeyen davacıya usulünce ihtarnamelerin tebliğ edildiğini, buna rağmen borç ödenmediğinden davacının ihracına karar verildiğini, ihtarnamelerde borç miktarlarının ayrıntılı olarak gösterildiğini, yalnızca bu miktarların toplanmasında hata yapıldığını, kooperatif anasözleşmesinin 14/2 maddesinde davacıya 30 günlük süre tanınacağı hususunun düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin kararın davacıya 25.05.2007 tarihinde tebliğ edildiği, davanın süresi içinde açıldığı, davalı kooperatif tarafından davacının akçalı yükümlülüklerini yerine getirmesi için usulüne uygun olarak hazırlanan iki ihtarnamenin kendisine tebliğ edildiği, bu ihtarnamelerde öngörülen sürelerin kooperatif anasözleşmesine uygun olduğu, davacının verilen süre içinde ihtarname gereklerini yerine getirmediği, ihraç kararının iptalini gerektirir yasal bir neden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, kooperatif ortağının ihracına ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Davalı kooperatif anasözleşmesinin 14/2. maddesinde parasal yükümlülüklerini otuz gün geciktiren ortakların yönetim kurulu karan ile ortaklıktan çıkarılacağı düzenlenmiştir. Bir başka anlatımla vadesinde ödenmeyen kooperatif aidat alacağı muaccel hale gelmekle birlikte, ortaklıktan ihraca esas olacak şekilde ihtarname çıkarabilmek için, muaccel olma tarihinden itibaren otuz günün geçmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davalı kooperatifçe keşide edilen 29.12.2006 tarihli ilk ihtarnamede, kooperatif genel kurulunda alınan karar uyarınca henüz muaccel olmamış olan 2006 yılı Kasım ayı aidat borcunun da ödenmesi istenilmiştir. O halde mahkemece, davacıya keşide edilen birinci ihtarnamede, henüz muaccel olmamış Kasım ayına ilişkin aidat alacağının istenilmiş olması nedeniyle bu ihtarnameye dayanarak ihraç kararı verilemeyeceğinin gözetilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 2- Öte yandan, davacıya gönderilen 09.03.2007 tarihli ikinci ihtarnamede, borcun ödenmesi için 1163 sayılı Kooperatifler 27. maddesine aykırı olarak otuz gün süre verilmiştir. İhtarnamenin tebliğ edildiği ayın 31 gün çekmesi nedeniyle davacıya gönderilen ikinci ihtarnamede usulsüzdür. Her ne kadar davalı kooperatifin anasözleşmesinde ikinci ihtarnamede 30 gün süre verileceğine dair hüküm bulunmakta ise de, Kooperatifler Kanunu’nun 27. maddesindeki emredici hükme aykırı olan anasözleşme hükmünün geçersiz olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.