Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2009/8545 E. 2011/1609 K.

Yargıtay 2011-02-14 Yüksek mahkeme 2 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2009/8545 E. , 2011/1609 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2008 tarih ve 2007/541-2008/541 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı olan müvekkilinin tüm ödemelerini yaptığı halde müvekkiline düşen bağımsız bölümün teslim edilmediğini, davalının 02.11.2004 tarihli ihbarname ile ortak sayısının imal edilen mevcut bağımsız bölümden fazla olduğu belirtilerek daire tahsis edilmeyeceğinin bildirildiğini ileri sürerek, normal katta bir dairenin tescilini, bu mümkün olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kooperatif üyesi olan davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 02.11.2004 tarihli ihbarname ile fazla üye olduğunun bildirildiğini, tescil talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının kooperatif üyesi olduğu ve C blok bahçe katta bir dairenin tahsis edildiği, ancak henüz ferdileştirmeye geçilmediği, davalı kooperatif tarafından hiçbir üyeye tapu devredilmediği, eşitlik ilkesi gereğince tescil veya bedelin tahsilinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kooperatif ortağı tarafından açılan taahhüt edilen konutun verilememesi nedeniyle başka bir dairenin veya daire satış bedelinin ödetilmesine ilişkin olup, davacı, tüm ödemelerini eksiksiz yerine getirdiğini, buna rağmen ortak sayısının imal edilen daire sayısından fazla olduğu gerekçesiyle davalının daire tahsis etmediğini bildirerek herhangi bir dairenin tapusunun veya dairenin rayiç bedelinin ödetilmesini talep etmiş; davalı ise davacının 2002 yılında üyelikten ayrıldığını bildirmekle birlikte, davacının fazla üyelerden olduğunu, oturum listesinde yeri görünmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacıya (c) blok bahçe kattan bir daire tahsis edildiği ve davalı kooperatifin henüz diğer ortaklara da tapularını vermediği gerekçesiyle dava rededilmiş ise de davacıya daire tahsis edildiğine dair 24.01.2044 tarihli Yönetim Kurulu kararına rağmen gerek davalının cevap layıhasında gerekse bu davadan önce davacıya gönderdiği 02.11.2004 tarihli ihtarnamede eski yönetimin yanlışlarından dolayı davacıya daire verilemeyeceği bildirilmiş, davalı vekili bilirkişi raporuna itirazlarını gösterir dilekçesinde de (c) blok bahçe katının arsa sahipleri ile yapılan sözleşme gereğince arsa sahiplerine bırakılan dairelerden olduğunu söyleyerek davacıya verilebilecek daire olmadığını bu dilekçesinde de tekrar etmiş olmasına rağmen mahkemece, bu husus üzerinde durulmadan davacıya tahsis edilen bir daire bulunduğu gerekçesiyle, davanın rededilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda, kooperatiften taahhüt edilen konutu alamayan veya kendisine verilecek konut bulunmayan ortağın kooperatiften tazminat isteme hakkına sahip olduğu ilke olarak kabul edilmek suretiyle davacının talep edebileceği tazminatın hesaplanarak hüküm altına alınması için mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.