Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

6. Hukuk Dairesi 2010/10644 E. 2011/652 K.

Yargıtay 2011-01-26 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

6. Hukuk Dairesi 2010/10644 E. , 2011/652 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalılar ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve %40 tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, itirazın iptali ve tazminat isteminin kabulüne, talep olmadığı halde tahliye isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresi içinde, davalılar vekilince katılma yoluyla temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin davalı ... hakkındaki davanın kabulüne yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalılar vekilinin davalı ... hakkındaki davanın kabulüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, 01.08.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesine göre davalı ...’ın kiracı, davalı ...’ın ise müteselsil kefil olduğunu, davalı kiracının 2008/Haziran ayı kira borcunu ödemediğini, 2008/Temmuz ayı kira borcunun da sözleşmenin 6.maddesindeki muacceliyet koşulu uyarınca muaccel hale geldiğini, davalılar hakkında 2008/Haziran ve Temmuz aylarına ait toplam 4.400 TL kira borcunun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, taşınmazın 30.05.2008 tarihinde tahliye edildiğini, takip talepnamesinde takibe konu edilen ayların açıkça gösterilmediğini, kefilin kefaletinin sözleşme süresi ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.08.2002 başlangıç, 31.07.2004 bitiş tarihli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede taşınmazın niteliği yazıhaneli boş arsa olarak belirtilmiştir. Davalı ..., sözleşmeyi kiracı olarak, davalı ... ise kefil olarak imzalamıştır. Sözleşmenin 6.maddesinde bir aylık kiranın süresinde ödenmemesi halinde devam eden ayların kirasının muaccel hale geleceği kararlaştırılmış, ayrıca 10.maddesinde; kefilin sözleşmeye müşterek ve müteselsil kefil olduğu, sözleşmenin yenilenmesi halinde kefilin kefaletinin devam edeceği, kefilin bu şartları şimdiden gayri kabili rücu kabul ettiği hükmüne yer verilmiştir. Davacı kiralayan tarafından 01.07.2008 tarihinde başlatılan icra takibinde ödenmeyen 2.200 TL Haziran/2008 kira parası ile muaccel hale gelen aynı miktardaki Temmuz ayı kira parasının davalılardan tahsili istenilmiştir. Davalıların süresinde yaptıkları itiraz üzerine takip durmuş ve davacı kiralayan tarafından itirazın iptaline ilişkin işbu dava açılmıştır. Kiralananın niteliği yazıhaneli boş arsa olup olaya Borçlar Kanununun adi kiraya ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Sözleşme süresi 31.07.2004 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihten itibaren B.K.’nun 263.maddesi uyarınca sözleşme belirsiz süreli hale gelmiştir. Her ne kadar sözleşmede kefilin müşterek müteselsil kefil olduğu belirtilmiş ve 10.maddede kefilin sorumluluğunun yenilenen dönem için de geçerli olduğu kararlaştırılmış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında kabul edildiği gibi Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve kira miktarı açıkça gösterilmiş kira sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca, kira paralarından kefil sıfatıyla sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumlu olduğu süre ve miktar sözleşmede açıkça gösterilmiştir. Kefil sorumluluğunun kapsam ve sınırlarını bilmektedir. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’un 11. maddesi gereğince uzadığı veya olayımızda olduğu gibi B.K. 263. Maddesi uyarınca belirsiz süreli hale geldiği durumlarda, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; sözleşmede bu hususun açıkça kararlaştırılmış olması ve bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda da, kefaletin uzayan dönem için devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin gerek sorumlu olacağı süre gerekse azami miktar gösterilmemiş olup kefilin sorumluluğu 31.07.2004 tarihi itibariyle sona ermiştir. Davacı başlatmış olduğu icra takibi ile kefilin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen 2008 Haziran ve Temmuz aylar kira bedelini talep etmiş olup söz konusu aylar kefilin sorumluluk süresi dışında bulunduğundan kefil hakkında kira alacağına hükmedilmesi doğru değildir. 3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçluların, ... İcra Müdürlüğünün 2008/14595 esas sayılı takip dosyasındaki borca yönelik itirazlarının iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davacı vekilinin tahliyeye yönelik bir istemi bulunmamaktadır. Hakim taleple bağlı olup talep dışında karar veremez. Mahkemece talep aşılarak tahliye isteğinin reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda (2) ve (3) No’lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.