Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

7. Hukuk Dairesi 2010/6345 E. 2011/302 K.

Yargıtay 2011-01-25 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

7. Hukuk Dairesi 2010/6345 E. , 2011/302 K.

"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur. Somut olayda davacı tarafın taşınmaz üzerindeki muhdesatların dava dışı kişilerce zarara uğratıldığını, zararın giderilmesi istemi ile dava açtığını ne var ki o davanın yargılaması sırasında aidiyet tespiti davası açması yönünde mahkemece kendisine süre verildiğini öne sürerek görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın görülen davada tespitini istediği aidiyet iddiasının açılmış bulunan eda nitelikli tazminat davasında öncelikle çözümleneceği kuşkusuzdur. Bu olgular gözetildiğinde, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemelerce az yukarıda açıklanan koşullar dışında ilgililere dava açmaları yönünde yetki verilmesi üzerine davanın açılmış olması da davada hukuki yararın bulunmadığı gerçeğini değiştirmez. Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyetin tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekirken, mülkiyet olgusunu doğurur biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı ... 'nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen 192,70 TL harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 25.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.