6. Ceza Dairesi 2007/17711 E. , 2010/20629 K.
"İçtihat Metni" Geceleyin yağma ve görevli memura karşı silahla etkili eylem suçlarından sanık ...’ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/1, 59/2, 81/1-3, 456/2, 457/1, 59/2, 81/1-3, 74. maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay 21 gün ağır hapis, 2 yıl 3 ay 14 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair, TAVŞANLI Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2002 tarihli ve 2001/83 esas, 2002/4 sayılı kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 08/11/2002 tarihli ve 2002/8049-12665 sayılı ilamı ile, yağma suçu yönünden onanıp, etkili eylem suçu yönünden bozulması üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın 765 sayılı Kanun’un 456/2, 457/1-2, 59/2, 8 1/1-3. maddeleri uyarınca 3 yıl 8 ay 1 gün hapis cezası ile cezalandınlmasına dair aynı Mahkemenin 04/02/2003 tarihli ve 2003/1-2 sayılı kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11/11/2003 tarihli ve 2003/4940-8517 sayılı ilamı ile cezanın 3 yıl 7 ay 18 güne indirilmek suretiyle düzeltilerek onanmasını müteakip, bu cezaların infazı sırasında 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, görevli memura karşı silahla müessir fiil suçu yönünden 765 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilen önceki cezanın, tekerrür nedeniyle artırılan kısmı indirilerek 3 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, geceleyin yağma suçu yönünden önceki hükmün iptali ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 143/1, 145/1, 62/1. maddeleri gereğince 7 ay 23 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 20/06/2005 tarihli ve 2003/1-2 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 29/05/2007 gün ve 28082 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 05/07/2007 gün ve KYB.2007/119490 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 17/07/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, Hırsızlık eylemi tamamlanmadan, taşınan mal üzerinde egemenlik tam olarak gerçekleşmeden kalkışma aşamasında, çalınan kömürleri geri almak isteyen yakınanlara bıçak ve sopa ile saldırıp katılan ...’yı bıçak ile yaraladıktan sonra çalıntı kömürleri götürdükleri anlaşılan ve kabul edilen sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/l-a-c-h maddesine uyan yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 141/1. maddesi ile uygulama yapılmasında,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesinin 1. fikrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlamak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu; bunun, daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar (örneğin; birkaç meyve veya ekmek, yiyecek; bir- iki defter, kalem veya sigara, bira ve benzeri), değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, suçun konusunu oluşturan 18.738.400 lira olan değerinin de az olmamasına ve öngürdüğü koşullar gerçekleşmemesine karşın, aynı Kanun’un 145/1. maddesi uyarınca indirim yapılmasında,
Etkili eylem suçunda lehe olan 765 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edildiği halde, önceki cezanın tekerrür nedeniyle artırılan kısmının indirilmesi suretiyle karma uygulama yapılarak 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine muhalefet edilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Kanun Yararına Bozma istemine konu Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin 20/06/2005 tarih ve 2003/1-2 sayılı hükümde, “Dair, 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi gereğince evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, yakınan, katılan, katılan vekili, sanıklar ve sanıklar savunmanının yokluğunda, kısmen talebe uygun olarak 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesi gereğince hükmün yakınan, katılan, katılan vekili, sanıklar ve sanıklar savunmanlarına tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine yapılacak beyan yerine tutulacak tutanakla Bölge Adliye Mahkemeleri henüz faaliyete geçmediğinden Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi” şeklinde yazılması suretiyle yasa yolunun ne olduğu ve yasa yoluna başvuru şeklinin usulüne uygun olarak gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek;
1-Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20/06/2005 gün ve 2003/1-2 sayılı ek kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-Hükümlü ...'a anılan karara karşı; “başvurabileceği yasa yolunun temyiz, merciinin ilgili Yargıtay Ceza Dairesi, sürenin ve başlangıcının kararın tebliğinden itibaren bir hafta, başvurunun kararı veren Mahkeme ya da dengi diğer bir Mahkemeye dilekçe ya da tutanak yazmanına sözlü olarak yapılabileceği” hususlarını gösterir biçimde açıklamalı olarak yeniden yöntemine göre tebligat yapılıp, buna ilişkin belge ve sunalarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve hükmün temyizi halinde, esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 16/12/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.