4. Hukuk Dairesi 2010/9686 E. , 2010/12164 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 21/01/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar, 07.01.1981 gününde kesinleşen kadastro işlemi ile tapuya bağlanmış olan taşınmazı 11.09.1998 günü tapu idaresinde yapılan işlem ile satın almalarından sonra açılan dava ile taşınmazın kıyı niteliğinde sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek tapunun iptal edildiğini belirterek uğradıkları zararın ödetilmesini istemişlerdir. Davalı idare, davaya karşı süresinde ve yöntemine uygun olarak zamanaşımı savunmasında bulunduğuna göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 222 ve izleyen maddeleri gereğince öncelikle bu konunun ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanması gerekir. Dosya içeriğinden, davacılar adına oluşturulan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının 06.12.2001 günü kesinleştiği, aynı yerdeki yapıların kaldırılmasına ilişkin kararın 12.09.2005 günü kesinleşerek yapıların da aynı yıl içerisinde kaldırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacıların zararı, mahkeme kararının kesinleştiği tarihte doğmuş olup bu tarihten itibaren zarar istenebilir duruma geldiğinden, zamanaşımı süresinin de bu tarihte başladığı benimsenmelidir. Davacıların taşınmaz üzerindeki haklarını sona erdiren mahkeme kararının kesinleştiği gün ile eldeki davanın açıldığı 18.01.2008 günü arasında, Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen, bir yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Yerel mahkemece, açıklanan olgular ve davalının zamanaşımı savunması gözetilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.